|
Avrupa'da Kamping |
||||||||||||||
|
[6]
Park
dönüşü gökyüzü boşalmaya başladı. Üzerimizdeki
elbiselerin yedeği bulunmuyordu. Eşim çamaşır yıkamış ve
asmıştı. Tüm çamaşırlar ıslanmıştı. Bu kampingde çamaşır
makinesi kullandığınızda önemsiz bir miktar ücret ödüyorsunuz.
Eşim Budapeşte'ye veryansın etti. Akşam yağmur dinmişti ama
çamaşırlar su içindeydi. Sabaha kadar yağmur yağmadı ama
ormanın nemi yüzünden çamaşırlar kurumamıştı. Üzerimize
giyecek bir şey kalmamıştı. Yoksa Budapeşte sevenlerinden hırsını
böyle mi alıyordu? Budapeşte'de
uygun olabilecek Eva'nın kampingi hakkında bilgi vermek
istiyorum.
Bu
kamping, Budapeşte’ye gelirken Szentendre şehrinde nehir kenarında
kalıyor. Budapeşte’ye 22 kilometre kala kampinge uğramakta
fayda var. Yalnız, devamlı çalışan trenler ile Budapeşte'ye
gideceksiniz. Kampingin ücreti bizim şartlarımıza göre,
geceliği 24 DEM idi. Bizim Niche Camping’e gecede 30 DEM ödedik.
Pap Sziget kampingi çok daha büyük ve kaliteli. Irmak kenarı
olmasından dolayı belki sivrisinek vardır. Universum
Camping isimli bir kamping yeri daha var ama yorgunluktan bu yeri
aramamıştık (e-mail: vince01@mail.matav.hu).
Çadır kurduktan sonra yer değiştirmek pek mümkün olmuyor. Programımıza
göre; Gellert tepesinden son bir defa Budapeşte'yi izledik.
Muazzam panoramik görüntü ile vedamızı gerçekleştirdik. Ayrıca
Gellert tepesinde 45 metre yükseklikte Özgürlük Anıtı
bulunuyor. Tuna
Nehri’nin ikiye ayırdığı Budapeşte'yi açık hava müzesi
olarak değerlendirmek mümkün. Gezerken gördüğüm her şey
benim için ilginçti. Bir sokak kapısının motifi, bir binanın
cephe tasarımı, tarihi olan bir apartmanın girişinden mutluluk
kapabilirsiniz. Bir de Vaci Utca'da bir yudum şarap içmişseniz,
mutluluğu yakalamışsınız demektir. Muhteşem ve ihtişamlı
Budapeşte'yi bir kez daha görmek üzere, hoşçakalın. Budapeşte'nin
Viyana (Wien) yoluna girdiğimizde yağmur başlamıştı. Otoban
üzerindeki benzin istasyonlarında otogaz olmadığını öğrendiğimizden
benzin alarak yolumuza devam ettik. Macaristan hududundan çıkmaya
az kala bir benzin istasyonuna uğrayarak son kalan Forint‘leri
de kullandık. Viyana'da
yağmur daha da şiddetlendi. Viyana merkeze uğramadan, şehrin dış
otobanından Çek hududuna doğru şiddetli yağmurla yol aldık.
Çek hududu Jaroslavice‘de, sınırda pasaportları mühürleyen
memur, "Hudut yakınında para bozdurmayın, zarar
edersiniz" diye ikazda bulundu. En yakın benzin
istasyonundan otoban geçiş kartı alarak aracın bu kez sağ
tarafına yapıştırdık. Benzin istasyonunda Çek haritası satın
almak istedik, bizim konuşmalarımızı dinleyen bir Polonyalı
şoför yanımıza gelerek, "Bende iki adet harita var,
birini size vereyim" diyerek eski fakat kullanışlı haritayı
bizlere takdim etti. Bu
gece Budejovice’de kalmak istiyoruz. Yolumuzu hudutta harita üzerinde
çizen Polonyalı şoförün ikazları maalesef gerçekleşmedi. E
59 yolunda yol yapım çalışmaları olduğundan, orman içinden
geçen yolu işaretlediler. Bu yol boyunca E 59 ‘a sapmak için
herhangi bir işaret görmedik ve yolumuzu kaybettik. Fakat, tesadüfen
iyi oldu. Tamamen orman içinden ve ırmak kenarlarından sıra
ile Vranov, Safov, Slavonice, Nova Bystrice, Hradec, Treben yolu
ile Ceske Budejovice'ye vardık. Dört saatimizi alan bu yol üzerinde
şahane tabiat içinde göller ve köyler gördük. Sanki
manzaralar yağlı boya tablodan çıkmıştı. Bu arada,
tepesinde iki veya üç metre uzunlukta iğneleri bulunan 35 veya
40 metre yükseklikte kahverengi renkte çam ağaçları gördük.
Orman bitimleri yemyeşil çimlerle başlıyor ve yol kenarlarına
kadar devam ediyor. Bazı yerlerde yolun her iki tarafında daha
olmamış elma ve armut ağaçları diziliydi. Kayısı ağaçları
da vardı ama ağaç üzerinde meyve kalmamıştı.
Ceske Budojevice Budejovice'ye saat 21:30 ‘da geldik. Bir Shell benzin istasyonunda bir gece araba içinde kalmak için kasiyer ile konuştuk fakat kabul etmedi. Biz de tesadüfen biraz ileride bulunan süpermarkete aracı çekerek uyumaya başladık. Çok yorgun olduğumuzdan üst bagajdaki uyku tulumlarını almayı ihmal ettik ve geceleyin epeyce üşüdük. Bir ara aracı çalıştırarak araç kaloriferi ile ısındık. Sabah saat 05:00 ‘te uyanıp hemen araç yanında çayımızı yaparak kahvaltımızı yaptık. Toparlanarak Frymburk’a doğru yola koyulduk. Frymburk'a 8 kilometre kala çok yoğun sis başladı. Sis lambalarıyla yavaş yavaş Frymburk'a vardık.
Frymburg
Kamping girişi Kamping önünde kampta boş yer olmadığına dair levha ile karşılaştık. Saat 08:00 ‘e kadar kamping danışmasının açılmasını bekledik. Türkiye'den geldiğimizi söyledik ve e-maillerimizi göstererek göl kenarında gayet güzel bir yere yerleştik. Yaptığımız günlük olmayan rezervasyon işe yaradı. Kampingin her yeri kaliteli çim ile kaplıydı ve tamamen doluydu. Tam karşı taraf Avusturya'ydı. Göl, iki ülkenin sınır çizgisini oluşturuyor. Gölün karşı tarafı da tamamen çam ağaçları ile kaplı. Burası; hiç abartmıyorum, tabiatın bize sunduğu gerçek bir cennet.
Frymburg
Kamping sahili ve konaklama yerleri Hollandalı bir ailenin işlettiği kamping ile ilgili bilgiler;
Frymburg Kamping'in muhteşem manzarası Genelde
Hollandalılar’ın kaldığı bu kampingte günlük olarak 390
Kron ödüyoruz. Bunun yanında sıcak su ile banyo yapmak istediğinizde
10 Kron’luk jeton kullanmanız gerekiyor. Bir kez 10 kronumuz
gitti. Daha sonra mutfakta ücretsiz sıcak su aktığından büyük
iki adet kola şişesine sıcak su koyarak bedava yıkandık. Gölden
çıkışta yıkanmamız böyle oluyor. Kaldığımız
Frymburk'tan 60 kilometre uzaklıkta olan Budejovice şehrine, o
muhteşem tabiat güzelliklerini bir kez daha görmek için alış
veriş programı düzenledik. Tabiatla ne güzel kucaklaştık.
Olmaz böyle bir şey! Bizlere bu güne kadar öğretilen cennetin
kendisini buralarda gördük. Ne mutlu buralarda yaşayan
insanlara. Öteki dünyada değil de bu dünyada cennette yaşıyorlar.
Eşim fotoğraf çektirmeye pek meraklı değildir. Fakat buradaki
tabloyu görünce bir kaç kez fotoğrafını aldım. Binlerce
cennet buradaydı. Frymburk
kampingde ekspresso kahve içildiğini görmedim. Genelde
Hollandalıların böyle bir zevki yok. Ekspresso kahve içim yeri
İtalya. Macarların kahveleri çok ucuz fakat çok kalitesiz. Satın
aldığım kahveleri bir an evvel bitirmek istiyorum. Kampinglerle
ilgili bir gözlemimi yazmak istiyorum. İtalya'da bulaşıkları
kesinlikle erkekler yıkıyor. Budapeşte'de bayanlar,
Frymburk'taki kampingde ise çocuklar yıkıyor. Kampingde
her iki yanımızda kalanlar da Hollandalıydı. Bunlarla yaptığım
söyleşide ilginç notlarım oldu. Sol taraftaki çadırdaki çift,
aynı fabrikada çalışıyor, evlilik bağları bulunmuyor. Diğer
çiftin de evlilik bağları olmamasına rağmen beraber kalarak,
"deneme evlilik" yaptıklarını söylüyorlar. Üçüncü
ailenin reisi ise, "Hollanda ekonomisinin kötüye gittiğini,
bilhassa Türk işçilerinin çalışmadığını, işsizlik parası
ile geçindiklerini, verdiği vergilerin yatırıma değil de çalışmayı
sevmeyen işsizlik parası alan kişilere gittiğini" açıkça
belirtti. Yine, “Türklerin toplum ile uyumlu olmadıklarını"
belirtirken, o kişilerin giyim tarzlarının kendisinde sorun
yaratmadığını anlattı. Bugün
kampingde son günümüz. Güneş yok ve hafiften yağmur yağıyor. Akşama
doğru Prag'a geldik. Yol boyunca sağlı sollu ağaçların arasında,
tertemiz havayı koklayarak yolumuza devam ettik. Gittiğimiz yol,
otoban olmamasına rağmen kaliteliydi. Trafik işaretleri mükemmeldi.
Mavinin değişik ton renginde olan çam ağaçları ve aralarından
fırlayan dik damlı evleri izlerken ayrı bir Dünyada olduğumuzu
hissediyoruz. Prag'a girerken tüm araçların Skoda marka olduğunu
fark ettik. Hepsi de trafik kurallarına uyumlu hareket ediyorlar. Biz
her zaman olduğu gibi akşamları kampinge kayıt olmadığımızdan,
kalacak bir benzin istasyonu ve süpermarket aradık. Prag şehir
dışında Tesco süpermarketine yerleştik. Tesco isimli süpermarketin
gece saat 24:00 ‘e kadar açık olduğunu gördük. Akşam yemeğimiz
için marketten tam pişmiş tavuk aldık. Tavukların çok iyi pişirildiği
söyleyebilirim, hakikaten çok lezzetliydi. Araca,
litresi 12.70 Kron'dan otogaz aldım. Olmaz böyle ucuzluk. Bu
arada felsefi bir görüşe de yer vermek isterim. Tüm aileler
evlerinde mutlu olmak ve en iyi tarzda birlikte yaşamak isterler.
Aile fertleri o dört duvar arasında birbirine karşı bir tavır
içindedir. Davranış değişimleri çok azdır. Zamanla zıt
olan davranışlar bir potada eritilir. Ama uzun bir gezide; her
an değişen mekan, yemek biçimleri, oturuş, yatış biçimleri,
değişik yerleri görmede öne çıkan davranışlar, herkesin
genelde gezide başka başka şeyler araması, aile fertleri arasında
sürtüşmeleri de meydana getiriyor. Bu konuyu özellikle yazıyorum
ki böyle uzun bir geziye çıkan aileler hazırlıklı olsunlar.
Hiçbir insan uzun bir tatilde, ne olursa olsun sakin davranamıyor. İstanbul'dan
Tesco süpermarketine kadar 3.862 kilometre yol kat ettik. 193
Litre LPG ve 63 Litre Benzin kullandık. LPG fiyatlarında, ülkeler
arasında Türk Lirası olarak bir mukayese yapmak istiyorum.
Diğer yazılarımızdan ve gelişmelerden haberdar olmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN Düşüncelerinizi, önerilerinizi, isteklerinizi, bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaşmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN
|
© 2002
www.1de1.com