Maceranın Pusulasıyla Mavi ve Yeşile Yolculuk

  

-4-

 

Niki hudut kapısından ayrılarak dar yoldan kıvrılarak ilerliyoruz. Yol üzerinde hiç denecek kadar trafik olduğundan yolun darlığından rahatsız olmuyoruz. Her dönemeç değişik bir dünyaya açılıyor. Bir an dağ çıkışına başlıyoruz. Yol; ikisi çıkış biri iniş olmak üzere üç şeride ayrılıyor. Yüklü aracımız ile yolun sağ tarafından yavaş yavaş 2601 m yüksekliğindeki Pelister dağını tırmanıyoruz. Bu dağın geçiş yüksekliği ise 1750 m. Yolun bol yaması var. Gayet güzel monte edilen yamalar sürücüye rahatsızlık vermiyor. Eğer gece sürüşü olsaydı trafik şeritlerini bulmakta zorluk çekerdik. Yanımızdan Yugoslavların meşhur “Yugo“ 'ları vızır vızır geçiyorlar. Adamlar ufacık araçlara çok güçlü motor yapmışlar? Dört km 'lik eşek anırtan yokuşunda devamlı dik olarak çıkıyorsunuz. Bu tip yollar araçlarda hararet sorunları çıkarabilir. Bu dört km ’lik çıkışta yol eğiminin % 12 olduğunu da bilmenizi isterim. Dağ tırmanışlarında % 9 luk eğim normaldir. Fakat devamlı aynı eğimi taşıyan dağ geçidi bulmak imkansızdır. Zirveye geldikten sonra yol şeridi ikiye düşmekte, çam ormanları arasında döne döne aşağıya inilmektedir. Aşağıya inerken keyifli bir sürüş yapıyorsunuz. Makedonların asfaltlara yama yapma üzerine çok büyük ihtisas ve tecrübeleri var. Asfalt yamanın üzerinden geçtiğinizin farkına bile varmıyorsunuz.

 

Savaştan yeni çıkan bir ülkenin insanlarını ve çevreyi tanımak için istekli değiliz. Mümkün olduğu kadar yol kenarındaki cafelere oturmadan yolumuzda ilerliyoruz. Ne de olsa içimizde bir takım korkular var.

 

Bitola

  

Bitola (Manastır) kentinden bir görüntü

 

Niki hudut kapısından sonra Bitola (Manastır) ve Resen kentinde çay içme molası dahi vermeden yola devam ediyoruz. Savaş sonrası bilinmeyenlerinin arasında olmak istemiyoruz. Ama her şeye rağmen yol boyunca çevreyi gözlüyoruz. Bilhassa kırlık alanlarda; modern iki katlı yeni yapılan veya yapılmakta olan evler görüyoruz. Sosyal binalar arasında yeni yapım evler sırıtıyor. Bir de önemle altını çizmek istediğim konu; tüm evlerin mimari projeleri birbirine çok yakın. Aykırı, göze hoş gelmeyen, estetiği bozuk evler göremezsiniz. Demek ki bu insanların temelinde iyi bir kültür malzemesi var demektir. Binalarını çevre ile uyumlu olarak geliştiriyorlar.

 

Niki, Ohrid arası 100 km 'dir. Bitola’dan sonra 1750 metre yüksekliğindeki dağı geçtikten sonra Resen kenti gelmektedir. Resen kentinden sonra tekrar 1710 metrelik ayrı bir dağ tırmanışı yapıyorsunuz. Bu dağ tırmanışı da öteki dağın tırmanış özelliklerini taşıyor. Bu dağın yol çevresinde bulunan ağaçların arasından ve bazen de ağaçların gölgeliklerinden gidiyorsunuz. Bitola’dan 15 km sonra Milli Park'a geliyorsunuz. Yeşil ve mavi renklerin tonlarıyla iç içe oluyorsunuz.

 

Bitola’dan sonraki Pelister dağı

 

Dağ yüksekliklerini ise dağ geçitlerindeki tabelalardan öğrendim. Bu iki dağ da Mekadonya için önemlidir. Yolarda çok az trafik vardır. Yol işaretleri de yeterlidir. Ohrid’e yaklaştıkça, Avrupa’daki kentlerin dış banliyölerine giriyormuş izlenimi alıyorsunuz. Sosyalist bloğun bir takım değerlerinden kaçış içinde olduklarını kocaman reklam panolarından anlıyorsunuz. Ohrid’e girdiğimizde akşam olmak üzereydi.

 

Ohrid kentinden gece ve gündüz görüntüleri

 

Kamping yerlerinin Ohrid’in güneyinde olma ihtimaliyle şehir merkezine girmeden yönümüzü güneye çevirdik. Tamamen yüksek dağlar ile çevrili sahil yolu boyunca hareket ettik. Herkesin neşeli ve güler yüzlü olması dikkat çekiciydi. Bu arada birkaç turist de yol kenarında park etmiş arabaları ile kendilerini belli ediyordu. Çok az turist olduğunu söyleyebilirim.

 

İnternette Ohrid kampingleri üzerine özel web siteleri bulunmuyor. Ancak Ohrid gölü çevresinde dört adet kamping olduğunu, adreslerinin yazılı olduğu Makedonya web sitesinden öğrendik.

 

Güzelim Ohrid Gölü

 

Ohrid gölü çevresindeki kampingler şunlardır;

AutocampGranista - Ohrid kenti güney doğusundadır.

Camp Eleshec - Ohrid kenti güney doğusunda, kent merkezinden 10 km uzaklıktadır.

Camp Ljubanista - Ohrid kentinin güney doğusunda, Ohrid merkezinden 30 km uzaklıktadır.

Camp Andon Dukov - Ohrid kentinin kuzeyinde olup kent merkezine 4 km uzaklıktadır.

 

Ohrid’de Osmanlı mimarisi örnek binalarından

 

Yol boyunca ilerlerken ilk önce Camp Eleshec’e uğradık. Çok kalabalıktı ve karavan ve çadırlar birbirlerine çok yakındı. Bu yerleşim tarzı sosyalist blok etkisinin daha hala devam ettiğine işaret sayılır. Kampingin banyo, mutfak ve tuvalet temizliklerine bakmadan diğer kampinge doğru yol aldık. Biraz ileride kaldığımız “Autocamp Granista” ya 'geldik. Çok büyük bir kamping. En az bin kişiden fazla insanın konakladığını tahmin ediyorum. Sosyalist kültür gereği yaz tatillerini kampinglerde geçirmenin onlar için ödül olduğunu bilmekte yarar var. Yaz tatillerini kampinglerde geçirmek doğu bloğunun bir kültür ürünü. Burada da birleşik nizam olarak çadır ve karavanlar bulunuyor. Bu karavanlarda kalma şartlarını öğrenmek isterdim. Eskiden belirli düzeyde bulunan kişiler karavanlarda kalırlardı. Acaba şimdi kimler kalıyor?

 

Kamping girişinde, danışmada iki kişi çalışıyordu. Bilgisayar olmadan binlerce kişinin bilgilerini nasıl bir araya getirdiklerini merak ediyorum. Çadır yerimizi, daha romantik ve rahat bulduğumuz, göle doğru çıkıntı yapan tepe üstünde bir çam ağacı altında seçtik Üç kişi, oto ve çadır için gecelik olarak 10 Euro ödeyeceğiz. Diğer Avrupa kampinglerine göre çok düşük bir fiyat. Elektrik ücreti ise ödemiyorsunuz. Burada bizde olduğu gibi iki uç girişli elektrik fişi kullanılıyor.

 

Autocamp Granista kampingi çok geniş bir alanda Ohrid gölü kıyısında kuruludur. Tamamen çam ve diğer ağaçların arasındadır ve kampingin içi tamamen gölgeliktir. Göle girilen uzun sahil boyunca Akasya ağaçları yer almaktadır. Kamping kıyısının ilerisinde gölde devamlı balık tutan insanlar eksik olmamaktadır. Göl suyu pırıl pırıldır. Göl içinde, bilhassa kenarlarda bulunan yuvarlak taşlar da bembeyazdır, göl ise kumluktur. Sahil kenarından birkaç adım attıktan sonra kum ile tanışıyorsunuz. Sahil boyunca ani su derinlikleri yoktur. Rahat yüzme ve dinlenme imkanı buluyorsunuz. Böyle temiz bir göl hiçbir yerde olmadığına iddiaya girebilirim. Gölün suyu kadar havası da çok temiz olup, insanın tenini okşayan meltem rüzgarı devamlı esmektedir. Ohrid gölü üzerinden birkaç gün güneşin batışını Tekirdağ rakısı eşliğinde izledim. Tekirdağ rakısı mı yoksa ateş topunun batışı mı beni sarhoş etti, bilemiyorum !

 

Ohrid Gölü, yaşayanlara ilham kaynağı

 

Ohrid şehir merkezi gölün kenarındadır. Gölün kuzey bölümü boydan boya park olup kent ile uyum halindedir. Kent merkezinde uygun fiyata oteller, pansiyonlar ve satış mağazaları vardır. İki veya üç yerde yağlı boya tablolar satan yerler gördüm. Hepsini de ziyaret ettim. Çok hoşumuza giden tablolar vardı. Tabloların Makedonya çıkışı için de garanti belgesi veriyorlar. Çok arzu etmemize rağmen uzun sürecek gezimizde yıpranabileceklerini dikkate alarak üzülerek satın almaktan vazgeçtik. Kent limanından motor gezileri düzenlenmektedir. Çok uygun fiyatlı olduğundan dolayı motor gezisi için kuyruk var. Kafeterya ve barları da çok ucuz.

 

Ohrid kenti UNESCO tarafından çok önemli kentler arasına alınmıştır. Kilise sayısı kadar cami de bulunmaktadır. Konuştuğumuz kişiler dinsel özgürlükten dolayı çok memnunlar. Başka ülkelerden gelerek dinsel faktörleri kullanan kuruluşları tasvip etmiyorlar.

 

Ohrid’in simgesi St. John at Kaneo kilisesi

 

Bu yıl ilk kez olarak Ohrid kentinin tarihi ve turistik yerlerini gösteren broşür basmışlar. Turistin önemini kavrıyorlar. Kenti beş altı saat gezmekle kent ve insanları hakkında bilgi sahibi olursunuz. Aracımızı park ücreti olmayan ana cadde üzerine bıraktık ve tüm kenti yaya olarak doyasıya dolaştık. Kentin tepesine ve göl kenarından gözükmeyen taraflarına yürüyüş yaptık.

 

Buradaki mağazalar ve nalburlar tüm mallarını Türkiye’den getiriyorlar. Herkes aşağı yukarı Türkçe konuşmaktadır. Çoğunluğu Müslüman olan kentin insanları daha ziyade Türklüklerini ön plana çıkarıyorlar. Dinsel içerikli giysi hiç görmedim. Bu yönde zaman zaman olan baskılara karşı gelmişler. Taze meyve ve sebzelerin satıldığı sabit pazar kent merkezi yakınındadır. Sabit pazarın düzeni ve ucuzluğuna hayret edeceksiniz.

 

Ohrid’deki tarihi önemli yapılar içinde kent içindeki Yeni Cami 'yi sayabiliriz. Şu anda yeni baştan restore ediliyor. Tepeden camiyi seyrettik. Cami kubbesi yeni bakır kaplanmış ve kubbe tepesindeki hilal de pırıl pırıl parlıyordu. Bu görüntüden büyük zevk aldık. Camiyi gezmeye gittiğimizde kapıları kapalıydı. Namaz vakti açılıyormuş.

 

Ohrid’in tarihi ve önemli yapılarından biri de St. John at Kaneo kilisesidir. Muhteşem bir yapıt. Göl kenarında kayalıklar üzerinde inşa edilmiştir. Bulunduğu yer konumu ile de Ohrid’in sembolü kabul edilmektedir. Kent tanıtım broşürlerinde ön plana çıkmaktadır.

 

Makedonya’nın para birimi Dinar’dır. 2.61 Dinar = 1 Euro’dur. Dövizinizi döviz bürolarından rahatlıkla bozdurabilirsiniz. Döviz büroları güvenli yerlerdir ve döviz pariteleri de aynıdır. Alışverişlerinizi veya ödemelerinizi döviz ile yapabilirsiniz. Para bozdurmada huzur içinde olun, çünkü kandırılmayacaksınız. Çok güvenli ve temiz insanlardır. Turistleri, yolunacak kaz olarak görmüyorlar.

 

Kampingden Ohrid kent merkezine geldiğimizde ana cadde üzerinde aracımıza bir yer bulduk ama kent civar yolları hareketli olduğundan yer bulmakta biraz zorlandık. Park yeri için bir ücret ödemiyorsunuz. Aracımızı bıraktığımız yerin karşısında Lada yedek parçası satan bir mağaza vardı. Bir adet benzin otomatiği satın aldım. Eğer bir insanın Lada aracı varsa muhakkak yedek bir benzin otomatiği ile yola çıkmalıdır. Benzin otomatiğine 11 Euro ödedim. Çok çok ucuz ve orijinal Rus malı.

 

Ohrid merkezde yeşillikler içinde temiz bir lokantaya girdik. Aynı zamanda lokantanın üst katlarını pansiyon veya otel olarak işleten sahibinin Türk kökenli olduğunu öğrendik. Otelin sıcak-soğuk suyu devamlı olup Türkiye televizyonlarını izlemeniz mümkündür.

 

Lokanta veya Otelin adresi : Restoran Neim

Goce Delvrec 71, 6000 Ohrid

Tel : 070 / 212 066

 

Kızarmış tavuk, salata ve soğuk içeceklerden oluşan bir menü yedik. Hesap 13 Euro geldi. Otelde bir gecelik kişi başına yatma ücreti 15 Euro’dur. Eğer üç günden daha fazla kalırsanız otel ücreti 10 Euro’ ya inmektedir.

 

Göl kenarında istirahat alanları, göz zevkinize uygun temiz insanların gezi alanlarında bar ve çay bahçeleri bulabilirsiniz. Bir barın dış mekanında gayet güzel döşenmiş bir yerinde oturduk. Temiz hava alarak hafif meltem esintisinde duble bira ve iki elma gazozuna 1.5 Euro ödedik. Yerin ambiyansı ve ödenen ücret ne kadar düşük değil mi ?

 

Ohrid’de bulunan evlerin çoğunluğu Osmanlı mimarisi özelliği taşımaktadır. Dikkatle koruyorlar.

 

Ohrid’in iki önemli otelinin web sitesini veriyorum.

www.hotelgranit.com.mk

www.hotellebed.com.mk

 

Ohrid kent merkezinde yağlı boya resim sanatı üzerine bir çok satış mağazaları bulunmaktadır. Birkaç tablo beğenmeme rağmen yolun başlangıcında olduğumuzdan hasar olabilir düşüncesiyle maalesef satın alamadım. Yağlı boya resimlerin yurt dışına çıkabilmesi için gerekli formaliteleri de hazırlıyorlar. Bir satış yeri web adresini veriyorum.

www.bukefal.com.mk

 

Kampingde her gece gençler geç vakitlere kadar toplu halde eğleniyorlar. Toplu olarak söyledikleri şarkılarını dans motifleriyle zenginleştiriyorlar. Ne güzel içten ve samimi eğleniyorlar. Eğlencelerinde en ufak yapmacıklık göremedim. Aferin çocuklar.

 

Kampingin Tuvaletleri maalesef çok bakımsızdı. Banyo ve mutfakları için de aynı şeyi yazabilirim. Bu kadar insana hitap ediyorsan biraz az kazanıp temizlik işçilerini çoğaltman gerekir. Temizlik yüzünden, çok güzel temiz göl suyu ve havasına rağmen kampingde kalış süremizi uzatmadık.

 

   


 

<<< Yeniliklerden haberdar olmak için

<<< Gezinin ana sayfası

  

 

© 2003

www.1de1.com