Avrupa'da Kamping

 

[10]

 

Torri del Benaco (VR) ‘da üç kişi ve çadır yeri için 48.000 Liret’e yer bulduk. Bu kez kamping sahibi ile pazarlığa ben gittim. Kızım benim kadar sıkı pazarlık yapamıyor. Velhasıl, diğer kamping sakinlerine söylememek kaydıyla 40.000 Lirete işi bağladım.

 

Göl kenarında tam dinlenilecek güzel bir yer. Sahil boyunca Lazise, Bardoline ve Garda'yı geçtikten sonra ulaşılıyor.

 

Dikkat edildiğinde seyahatlerimizi yaparken, gezilen tarihi ve turistik şehirlerden sonra yalnız dinlenme ile geçirilecek yerleri seçiyoruz. Yorgunluklardan sonra tamamen istirahat edilirse sinirler de yıpranmıyor.

 

Kaldığımız kampingin internette bir sitesi olmamasına rağmen aşağıdaki yardımcı bilgileri yazıyorum.

 

Camping San Felice

Adres : Loc. San Felice n. 11, 37010 Torri del Benaco (VR), Lago di Garda  (ITALIA)

Tel : 0457225984

  

Kamp yaşamı 

 

Yanımızdaki lokantada saat 22:00 ‘ye doğru müzik başlıyor. Çok yüksek desibelde olmayan, fakat kampinge kadar gelen sesi rahatsız olmadan dinliyorduk. Tekirdağ rakısı ile sarmaş dolaş olduğumda lokantadan Tarkan Tevetoğlu'nun "Öpücük" şarkısını duymayalım mı? Bir iki adımda lokantaya gittim. Herkes müziğin ritmine ayak uydurarak Tarkan gibi dans ediyordu. Saat tam 24:00 ‘de müzik durduruldu. Yemek yiyerek müzik dinleyen ve oynayanlar şen kahkahalarla evlerine gitmeye koyuldular.

   

Lago Di Garda'da gün batımı

 

Kamping göl kenarına sekiz metre uzaklıkta. Arada beş metre genişliğinde asfalt sahil yolu bulunuyor. Göl kenarında kum bulunmuyor. Su ise tertemiz ancak çok sıcak sayılmaz. Alp'lerin kar ve yağmur suları bu göle döküldüğünden her zaman tertemiz. Genelde üst kısımlarında mayo olmayan bayanlar sere serpe  güneşleniyorlar.

 

Lago Di Garda sahili

 

Günlük masrafları tekrardan hesap ettik. Tam olarak bir ay içinde 1.000 Dolar harcama yapmışız. Yola çıkmadan evvel hazır çorba, tuz, şeker, zeytin, pirinç ve konservelerin toplu miktarda alınması masrafların az olmasını sağladı. Bu arada, ekstra alış verişlerin de bu hesabın içinde olduğunu belirteyim. İnsan Avrupa'ya çıkınca ilginç şeyler elbette satın alacaktır. Bir ayda harcadığımız bu para ile tur düzenleyen firmalar beş gün için kişi başına 500 Dolar teklif ediyorlar. Biz daha çok görerek ve daha çok gezerek daha az para harcıyoruz.

 

Araba ve çadırlar birarada

  

Garda Gölü’nden ayrılma zamanı gelince yola koyulduk. Garda Gölü’nün doğu tarafını takip ederek Peschiera'ya kadar trafik yoğunluğuna uyarak yola devam ettik. Garda Gölü kesinlikle tatil yapılacak çok güzel bir yer olup İtalya’nın belki de en gözde tatil mekanıdır. Alpler’den gelen kaynak ve kar suları gölü besliyor. Gölün kuzeyinden, Riva‘dan gelen sular tam güneyde Peschiera‘da regüle edilerek, Po ovasına bırakılıyor. Su hep aynı seviyede ve temiz kalıyor.

 

Her zaman olduğu gibi devlet yolunu tercih ederek sırayla; Brescia, Cremona, Piacenza, Voghera, Aleksandre, Asti ve Alba yoluyla Cuneo'ya geldik. Programa göre Cuneo'da kalacaktık. Zinde olduğumuzdan yola devam ettik.

 

Gezi yazımızla ilgisi olmayan fakat dikkat çeken bir durumu yazmak İstiyorum. Garda Gölü’nden sonra Alba'ya uğramıştık. Asti - Alba arasında siyahi kadınlar pazarlanıyordu. Alba'dan Cunea'ya kadar da beyaz ve sarışın bayanlar bulunuyordu. Her taraf polis doluydu ve bu işler onların kontrolünde oluyordu.

 

Saat 24:00 ‘de Ventimiglia'ya geldik. Cunea ve Ventimiglia arası tabiatı, geziyi ve macerayı sevenler için çok güzel bir parkurdur. Cunea'dan sonra dağları tırmanmaya başlıyorsunuz. Nefis bir hava. Temiz havayı derinden içinize çekiyorsunuz. İnsan birden dinçleşiyor. Cunea'dan sonraki üç saatlik yolda su seslerinin ağır bastığı tabiat arasında yol alıyorsunuz. Yolda birkaç tane de elektrik santrali gördüm.

 

Zorlu yokuş Fransa hududuna kadar devam etti. Zaman zaman yağmur yağdı. Fransa ve İtalyan hudut kapılarında hiçbir görevli bulunmuyordu. Fransa'ya üç kilometrelik çok eski bir tünel ile giriyorsunuz. Otolar karşılıklı olarak aynı anda tünele girmiyorlar, trafik ışıkları ile geçiş yapıyorsunuz. Tünel çimento kullanılmadan, koca dağ delinerek yapılmış.

 

Fransa hududunu geçtikten sonra Tende‘ye uğruyorsunuz. Buradan tekrar İtalya'ya girmek için üç veya dört köy geçiyorsunuz. Gördüğümüz köylerde insanlar cafelerde oturmuş bira veya şaraplarını yudumluyorlardı. İtalya'ya girişte yine memur bulunmuyordu. İş olsun diye binaları vardı. Ventimiglia'ya geldiğimizde polis merkezinin önüne arabamızı çektik ve uyumaya başladık. Ventimiglia; Fransa'nın Menton şehri ile komşudur ve Monte Carlo'ya 7 kilometre uzaklıktadır.

 

Sabahleyin internet aracılığı ile öğrendiğimiz Camping Roma‘ya gittik. Kampingin bekçisi ayaktaydı. Bizim şartlarımıza göre 80.000 Liret istedi. Kamping sahibi olmadığından pazarlığa girişmedim. Zaten 80.000 Liret'te pazarlık yapsan nereye kadar düşüreceksin ki?

 

Camping Roma

Adres : Via Freccero, 9 , 18039 Ventimiglia (IM)
Tel : +39 0184 239007

Web : http://www.campingroma.it/

e-mail : informazioni@campingroma.it

 

Ve yine ; www.guideweb.it ' ten aldığımız adreslerden vazgeçtik.

 

Programımızı değiştirerek günlük olarak Menton, Monte Carlo, Nice ve Cannes‘a gitmeye karar verdik. Burada kamping için harcayacağımız paraları hediye için ayırmayı kararlaştırdık.

 

Nice'den muhteşem bir gece görüntüsü

 

Nice sahili

 

Nice şehir içi

 

Monte Carlo'ya gelmeden bir tünel çıkışı, ufak bir park yerinde kahvaltımızı yaptık. Burada karavanlı bir İtalyan ailesi ile tanıştık. İtalyan aile "Fransa dolayısıyla kamping fiyatlarının çok pahalı olduğunu" ifade ettiler. Bu arada İtalya sınırı içinde Latte’de bir kamping olduğunu, buradan fiyat alabileceğimizi söylediler. Latte’ye gittik. Kamping demeye bin şahit gerekir, fiyatlar da yüksekti ve çok kalabalıktı. Dünyanın kerizi biter mi?

 

Cannes sahili

 

Cannes limanı

 

Günlük olarak Fransa'da belirttiğim şehirleri gezdik. Çok geç vakit Ventimiglia'ya döndük. Bu arada kızım, St. Luis 2 stadının önünde Georges Hagi'nin forması ile fotoğraf çektirdi. Stadın etrafını iki kez döndük. Nice kentinde bir cafede ihtiyacımızı gidermek istedik. Fakat bayan garson, "Bir şey içmezseniz tuvaleti açmam" dedi ve de öyle oldu. Monte Carlo'nun, sahili ve modern mimarisiyle bir hayal şehir olduğunu belirtmek isterim. Birkaç gün de Ventimiglia rıhtımında kalarak bol bol denize girdik.

 

Cumartesi günü sabah erkenden Ventimiglia'dan yola koyulduk. Akşam saat 19:00 ‘da ancak Sarzana'ya gelebildik. Ventimiglia'dan başlamak şartıyla 250 kilometrelik yol boyunca SS1 yolunun sağında ve solunda ufacık park edecek yer bulamadık. Tatil olduğu için herkes erkenden denize koşmuştu. Motosikletler diğer araçlardan daha fazlaydı, park sorununu hallediyordu. Şehir içinde araç geçişlerinde çıldırasım geliyordu. Her yaya geçişinde sürülerle geçen insanlar yavaş yavaş yürüyorlardı. Beklemek zorundasınız.

 

Araçların azami hızı; şehir içinde saatte 50 kilometre, şehir dışında saatte 90 kilometredir. Şehir dışı yollar devamlı inişli çıkışlı ve virajları bol olduğundan, aracımızı bu hızlara uyduramadım ve arkadan devamlı korna yedim. İtalyanlar aracının sağa sola vurmasından hiç çekinmiyorlar. Basıyorlar gaza ve bir yerde kaza yapıyorlar. Polise haber verip hadi eyvallah diyorlar. Zaten hepsinin arabaları vuruk. Hafta sonunda devamlı koşturmaca içindeler. En çok duyulan ses ambulans sesi. Yanınızdan geçen bir ambulansın sesi, kazaya gittiğinin sinyalidir. Zaten biraz sonra kaza ile karşılaşıyorsunuz. Devamlı hız yapan sonunda kazadan kurtulamıyor. Sonra da ölen kişilerin aileleri kaza yerlerine çiçek bırakıyorlar. Bol ölümlerle otomobil satıcıları iyi para kazanıyorlar.

 

Tatil dolayısıyla yollar otomobil, bisiklet ve motosiklet kaynıyor. Bisikletleri spor amaçlı kullanıyorlar. Tepelerindeki yanıcı güneş altında hareket eden bisikletlilere saygı duyarak yavaş yol alıyoruz. Yol boyunca bilhassa Alman plakalı karavanların, kamping dışında kaldıklarını, yol kenarlarında denize yakın park ettiklerini görebilirsiniz. Ucuz tatil geçiriyorlar.

 

Ventimiglia'da kaldığımız, balıkçıların barınaklarının bulunduğu deniz kenarında iki Alman bir de Fransız plakalı karavan vardı. Hep beraber bol bol denize girerek güneşlendik. Ventimiglia'da limanda bir İtalyan genç, aracımızın plakasını merak ederek, "Hangi ülkedensiniz?" diye sordu. Kendisi muhasebeciymiş, Fransa'ya hudut olmaktan dolayı memnun olmadığını, çok pahalılık olduğunu belirtti. Ventimiglia'daki Roma Camping‘inin fiyatını söylediğimizde inanamadı. Fransa'nın Riviera sahillerinin pahalılığının kendilerine yansıdığını belirtti.

 

Yol üzerinde Savonna‘ya yirmi kilometre kala bir süpermarkete girdik. Öğlen olmuştu. İçecek soğuk bir şeyler almayı düşünüyorduk. Süpermarkette birkaç standda tadımlık pizza, pasta ve peynir ikram ediyorlardı. Tarto'lar pek güzeldi. Burada karnımızı doyurduk. Market çok kalabalık olduğundan bizim yiyeceklere hücum tarzımız dikkati çekmiyordu. Çıkışta bir bayan 2 litrelik su verdi. Reklam için takdim edilen bu buz gibi sudan bir şişe daha alarak hemen içmeye koyulduk.


 

Diğer yazılarımızdan ve gelişmelerden haberdar olmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN

Düşüncelerinizi, önerilerinizi, isteklerinizi, bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaşmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN

 

© 2002

www.1de1.com