|
Viyana'da Son Gün, Kahlenberg Canavarı |
|||||||||||||
|
Viyana kentinde son günümüzü geçireceğiz. Bugünkü programımızda Schönbrunn Sarayı ile Kahlenberg Tepesi 'nden Viyana'yı seyretmek istiyoruz.
Çok memnun kaldığımız Wien West 2 kampinginde her şeyin çok güzel olduğunu söyleyebilirim. Mutfak ve banyolarda devamlı sıcak su akıyor. Her yer pırıl pırıl. Kampingciler için ideal bir kamp yeri olma özelliği taşıyor. Kamping müdüriyeti her gün, kamping ve Viyana hakkında bülten çıkarıyorlar. Sabah güneş doğmak üzereyken kahvaltı masamızı hazırlamıştık. Bol kalorili yiyecekler ve de bilhassa reçellere ağırlık verdik. Tabii bu arada mis kokan çayımızı da yudumladık. Son günümüz olmasının dezavantajını erken kalkarak gidermeye çalıştık. Zaman kısıtlaması yapmayarak doyurucu bir kahvaltı yaptık.
Batı ulaşım merkez peronu
Kamping müdüriyetinden takdim edilen otobüs tarifesine uygun zamanda durağa gittik. Otobüs bir kaç dakika sonra tam zamanında durağa yanaştı. Kampingimiz şehir dışında bulunduğundan, kamping otobüs durağı ilk kalkış durağı sayılır. Otobüs bomboştu. Hareket ettikten sonra oturma yerleri doldu ve ayakta yolculuk eden turistler de vardı. Genelde turistler gezi programlarını gerçekleştirmek için çok erken yola çıktıklarından ilk otobüsler dolu dolu hareket ediyorlar.
Viyana'da tüm araçlar temiz ve düzenlidir. İnsana çok önem verildiğini, insan varlığının çok değerli olduğunu toplu taşıma araçlarında yaptığınız seyahatlerde anlıyorsunuz. Otobüs, tramvay ve metroya istediğiniz kapıdan binebilirsiniz. Araç seyahat biletlerini de gazete bayilerinden satın alabilirsiniz. Bu biletler bilhassa turistlere kolaylık olması için 8 günlük (21.80 Euro), 72 saatlik (10.90 Euro) ve 24 saatlik bilet kartı 8.4 Euro' dan satılmaktadır. Bilet fiyatlarını, özellikle yazıyorum. Zira, Avusturya'da yıl içinde para değeri düşmediğinden yani enflasyon oynamadığından bilet fiyatları yıllara göre genelde sabit kalmaktadır.
Otobüs içinde bulunan bilet kontrol makinalarında biletlerinize tarih ve saat otomatik olarak basılıyor. Kimse, kesinlikle otobüslere biletsiz binmemektedir. Zaman zaman sivil görevliler tarafından bilet kontrolü yapılıyor. Bu nadir kontrollerde biletsiz yakalandığınızda hemen araçtan indiriliyorsunuz ve bir aylık bilet ücreti kadar ceza ödüyorsunuz.
Viyana'daki ulaşımı özellikle yazıyorum. Yazı konusu Viyana'daki ulaşım olmamakla beraber, bir işte başarı sağlayan kişi ve kurumları öne çıkarmakta kendimi sorumlu hissettim. Viyana'da trafik ve ulaşım gerçekten övgüye değer.
Schönbrunn Sarayı
Kampingden ayrıldıktan bir kaç durak sonra Schönbrunn Sarayı yakınındaki durakta otobüsten indik. Çevrenin ağaçlar ile kaplı yemyeşil görünümünden heyecan duyuyorsunuz. İlk görünüm huzur verici. Büyük demir kapıdan uçsuz bucaksız yeşillikler alanına giriyorsunuz. Yüzlerce turist Avrupa'daki ender güzelliklerden olan Schönbrunn Sarayı'na hücum ediyorlar. Sarayın bahçelerinin mühendislik harikası olduğunu hemen seziyorsunuz. Demir kapıdan girdikten sonra bir kilometre boyunca sol tarafınızda muhteşem bahçeler, sağ tarafınızda ise iki katlı fakat tek uzun pencereli sarı badanalı uzunca evleri görüyorsunuz. Evlerin önleri çiçeklik ve havuzlar ile dizayn edilmişler. Yol bitiminde Schönbrunn Sarayı'na geliyorsunuz. Saraya girmek için gördüğümüz uzun kuyruk bizi şaşırtmıyor. Bu kalabalık üzerine, saray ve çevresini gezmek için verdiğimiz kararın doğru olduğunu belgeliyoruz. Muhteşem sarayı gördüğümüzde diğer turistler gibi bol bol deklanşöre basıyoruz. İnsanlar güleç yüzlü ve hepsi de çok çok kibarlar.
Biran evvel sarayı gezmek istiyoruz. Kişi başına 14.17 Euro olan giriş ücretini ödeyerek biletlerimizi aldık. Genelde turist grupların çokluğu dikkat çekiyor. Saraya giriş holünde bulunan bülten ve dergileri okuyarak ve bilgilerimizi tazeleyerek saray gezi turuna başlıyoruz.
Hoffsburg hanedanlığının ihtişamını saray içinde daha iyi anlıyorsunuz. Her yer çok bakımlı ve tertemiz. Viyana ve çevresinin 1770 yıllarında feodal düzende bulunduğu zamanda inşa edilen hanedanlık malikanesinde mimari sanatın en ince detaylarını görebilirsiniz.
Kralın yatak odası - F. Joseph'in çalışma odası
İlk önce hanedan üyelerinin sohbet ettiği, kararlar aldığı, sorunların tartışıldığı Laque salonuna giriyoruz. Salonun duvar, tavan ve tabanı tamamen ağaç işçiliği ile bezenmiş. Salonun döşenmesine hayran kalıyorsunuz. Masa ile sandalyelerin ince oyma işçiliği, gerçek sanatkarların elinden çıktığını belli ediyor. Masa kenarları sarı yaldız ile kaplanmış olup sandalyelerin kenar oymaları ise masanın rengi ile uyum sağlıyor. Duvarların muhtelif bölümlerinde yağlı boya resimler bulunuyor. Salonun ciddi havası yağlı boya resimlere de yansıyor. Büyük masa arkasındaki duvarda altın çerçeveli tam boy olarak Hoffsburg hanedanının yağlı boya enfes bir resmi bulunuyor. Yer döşemelerinde geometrik parçalardan oluşan yıldız desenleri ağırlıkta. Salonun tam orta alanında üç metre çapında papatya çiçeği izlenimi veren kestane ağacından yapıldığını tahmin ettiğim yer döşemesi bulunuyor. Kapılar ve yer döşemelerinde açık kahverengi ağırlıkta.
Toplantı odası - Elisabeth Salonu - Gergel Salonu
Sarayı gezmeye devam ederken yemek odasının ihtişamı ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Salona tamamen krem rengi hakim, motifler ise altın sarısı. Orta alanda sekiz kişilik masa gayet sade bir işçilik ile üretilmiş. Duvarda Hoffsburg hanedanının ana kraliçesinin yağlı boya bir resmi bulunuyor. Tavandan avizeler sarkıyor. Avizeler de krem renginde. En ince ayrıntıda bile ahenk ve harmoni seziliyor. Yerlerde geometrik ağırlıklı süslü karolar var.
Carousel Salonu - Büyük Galeri
Oyun Salonu - Kaiser Salonu
Sarayın en önemli yerlerinden biri de büyük galerisidir. Gotik tarzda yapılan her pencerenin yanında duvar ile bağlantılı şamdanlar kızıl renktedirler. Galeri içinde çok büyük, devasa üç adet avize dikkat çekiyor. Tavan ise tamamen yağlı boya havari resimleri ile kaplı. Burada müthiş bir yağlı boya resim sanatı var. Şamdanların alt kısımlarında bulunan uygun kaliteli kumaş işlemeli banklara oturarak etrafı ve yağlı boya resimleri doyasıya seyrettik.
Antoniette Salonu - Hussholz Salonu
Monien Salonu - Bergel Salonu
Sarayın iç mekanı kadar dış mekanı da görülmeye ve gezilmeye değer.
Dışarıdan bir görünüm
Çiçek parkları ile ormanlar yüzlerce hektar büyüklükte. Yüzlerce kişi park alanında olsa bile hiç kimse birbirini görmeyebilir. İşte, o kadar büyük bir alandasınız. Alanın büyüklüğünden ziyade, bahçe ve ağaçların konumlandırılmaları da fevkalade. Binlerce ağaç park alanını çevreliyor. Muhtelif yerlerde görkemli havuzlar ve çevresinde dinlenmek için banklar bulunuyor. Havuzdan fışkıran suların sesi dinlenmenize yardımcı oluyor. Biraz dinlendikten sonra gül bahçelerini ve kamelyalar arasındaki küçük köşkü de geziyoruz.
Bahçe düzenlemeleri
Parkın içinde güvercinlik de bulunmaktadır. Hanedanlık mektuplaşmayı güvercinler ile gerçekleştirdiğinden, bu güvercinlik hala bir kaç güvercin ile yaşatılmaktadır.
Schönbrunn Sarayının arkasında, tahminen yüz metre genişliğinde ve bir kilometre uzunluğundaki bahçelerin bitiminde Gloriette Taraçası bulunmaktadır. Bu yer, sarayı ve çevreyi panoramik olarak izlemenizi sağlar. Tarihsel yapıya çıkarken zorlu dönemeçli yokuşu çıktığınızdan, yorgun olduğunuzu hissedeceksiniz. Dinlenmek için iyi bir yerdesiniz. Artık soğuk bir şeyler içmek için siparişinizi verebilirsiniz. Ama dinlenmek için yer bulmak pek kolay değil. Muhteşem panorama yüzlerce turist tarafından izleniyor. Bu yer insanın hayal ufkunu açıyor. Bir anda mutluluk çağrışımları ile baş başa kalıyorsunuz.
Schönbrunn Sarayı çevresinde bulunan iki önemli yerin internet adresinin veriyorum. İlginizi çekeceğini umuyorum. Hayvanat Bahçesi ; www.zoovienna.at Palmiye evi ; www.bmlf.gv.at Schönbrunn Sarayı için bu kadar detaylı yazmaya kendimi haklı bulmak istiyorum. Zira; Dünyanın sayılı saraylarından olup Floransa'daki Pitti Sarayı'ndan da kat kat kalitelidir.
Gloriette Taraçası'nda bir şeyler yemek ve içmek için oturacak yer bulmakta çok zorlandık. Bir Alman ailesinin bulunduğu masaya üç sandalye çekerek, izinleri üzerine birlikte oturduk. Herhangi bir Alman'ın tarihi yerleri gezmesine bu güne kadar şahit olmadığımdan, aile ilgimizi çekti. Havaların çok sıcak, Viyana' nın çok güzel olduğundan konu açarak konuşmaya başladık. Konuşmamız sırasında aile, "Schönbrunn sarayına ilgi duymadıklarını, parkta gezmek için geldiklerini" söylediler. Bir kez daha Alman'lar hakkında doğru fikir sahibi olduğumu anladım. Çok sıcak kanlı ve konuşkan bir çift sayılırlardı. Sohbetimiz devam ederken, "Kahlenberg'e gittiklerinden ve Viyana'nın doyum olmaz manzarasından" bahsettiler. Biz aile olarak öğleden sonra Kahlenberg'e gideceğimizden ilgimiz konu üzerine yoğunlaştı. Ben de "Kahlenberg'e gideceğimizi" söylediğimde, onlar ; "aman geceye kalmayın, ne olur ne olmaz" diye anlatacakları olaya giriş yaptılar. "Kahlenberg'e giderken Grinzig'ten geçeceksiniz. İşte bu kasabada iki yıl evvel seksomanyak biri, yedi veya sekiz kadının boğazını ustura ile keserek öldürdüğü için polis alarma geçirilmiş. Bu saldırgan olaylardan sonra hiç kimse Kahlenberg'e gitmez olmuş. O günlerde adı Suzanne olan maceracı kişiliğe sahip olan genç bir bayan aracına atlayarak akşam olurken Viyana kentinin yavaş yavaş yanmaya başlayan ışıklarını ve panoramayı seyretmek için Kahlenberg'e çıkıyor. Grinzig'ten üç dört dakikada Kahlenberg tepesine geliyor. O ara hafif yağmur çiseliyor. Yağmura rağmen arabasından inerek gözlem yerine doğru yürüyor. Bir anda arkasında biri olduğunu fark ediyor. Yabancı bir elin saçlarında gezindiğini anlıyor. Çığlık atarak arabasına doğru koşuyor. Araç kapısını acele ile açarak içeriye giriyor. Kontağı çevirerek hemen gaza basıyor. Bu arada bir feryat arabanın motor sesine karışıyor. Kahlenberg'ten Grinzig'e arabayı korku içinde çok hızlı kullanıyor. Suzanne, Grinzig meydanında aracı stop ediyor. Her tarafından ter boşanıyor. Bir an "oh" çekiyor. Yüzü korkudan sararmış. Bir bardak şarap içip sakinleşmeyi düşünüyor. Araç kapı kolunu çeviriyor. O anda dehşet ile irkiliyor. Üç kanlı parmak kapının yanına yapışmış. Çığlık atarak polise koşuyor. Ertesi gün, Kahlenberg canavarının üç parmağının koptuğu bütün gazetelerde manşette yer alıyor. Bir kaç gün sonra üç parmağı kopuk bir ceset Kahlenberg'te çalılıklar arasında bulunuyor." Alman Rudi son cümlesinde, "artık rahatlıkla Kahlenberg'e gidebilirsiniz" dedi. Rudi bunları anlatırken; İstanbul Ümraniye'de on iki küçük kızı taciz ederek yakalanamayan sapık ile yine İstanbul'un muhtelif semtlerinde motorlu testere ile yedi insanı doğrayarak çöp konteynerlerine atan canavar aklıma geldi. Her iki gezi alanına aracınızla gelmenizi tavsiye edebilirim. Gerek Schönbrunn Sarayında ve gerekse Kahlenberg'te ücretsiz araç park alanları bulunuyor. Schönbrunn'daki gezimizi bitirerek yola koyulduk. Grinzig'ten geçerek Kahlenberg'e geldik. Tepe çok geniş bir alanda. Etraf çam ormanı ile çevrili. Otobüsten inince durağın bir iki yerinde Suzanne isminin yazılı olduğunu göreceksiniz. Duraktan yirmi beş metre sonra orta boyda bir kilise bulunuyor. Kiliseyi ziyaret ettik. Birkaç mum yanıyordu. Herhalde o mumları da kilise papazı yakmıştır. Kilisede kimseler yoktu.
Kahlenberg'deki kilise
Tam tepeden Danou nehrinin ikiye ayırdığı gri sis tabakası altında Viyana'yı izliyorsunuz. Herhalde gece de muhteşem bir görüntü vardır. Tepe restaurantta şarap ve bira içmeniz mümkün. Araç kullanmayacağım için ben şarap, eşim bira ve kızımız da kola içmeyi tercih ettik. Hafiften rüzgar vardı ve püfür püfür esiyordu.
Viyana'da son günümüzü çok güzel bir panorama ile bitirdik.
Kahlenberg'den Viyana panoraması
Kahlenberg; canavarsız hakikaten çok güzelmiş.
<<< Yeniliklerden haberdar olmak için
|
© 2003
www.1de1.com