Tabut Çadır

  

Yıllarca öncesiydi. Şık giyimli, toparlak yüzlü, hafif saçları kırlaşmış beyefendiyi tren istasyonunda ikinci veya üçüncü görüşümdü. Her sabah olduğu gibi işe gitmek için tren istasyonunda tren bekliyordum. Belki de tesadüfen aynı bankoda oturuyorduk. Bu güler yüzlü insanın sık sık yanıma oturmasından tedirginlik duymadım dersem yalan olur. Ne kadar sabah trenini bekliyorsak da üst üste aynı zaman dilimi içinde rastlaşmamız bir tesadüf olabilir miydi ?

 

Akşamları evimde genellikle televizyon izlemediğimden, sabah işe giderken gazete okuyor ve gelişmeleri bu şekilde öğreniyordum. Özellikle gazetedeki haberlerin başlıkları ilgimi çekiyordu. Fakat bir süredir de bu temiz giyimli kişi ilgi alanıma giriyordu. Tren istasyonundaki sabah yakınlaşması dikkatimi bu yöne çevirmeme neden oldu.

 

"Sizi her gün istasyonda görüyorum! Bu civarda mı oturuyorsunuz?" diye başlayan bir girişten sonra sohbet etmeye başladık. Bu güler yüzlü kibar beyefendi, tanışmamızın arkasından birkaç gün sonra hayatımın yönünü değiştirecek bir teklifte bulundu. Türkiye'nin tanınmış tekstilci ailelerinden olan bir bayan (ki şimdiki eşim) ile tanışmamızı istedi. Tanıştık ve bir bahar günü evlendik.

 

Üniversitede okurken; sabahları mahallenin gazete abonmanlarının gazetelerini kapı altından atarak, yol ve öğlen yemeklerimin parasını çıkarıyordum. Yaz tatillerimde; stajımı yaptıktan sonra, yaz dinlencem için sırt çantam ile birlikte tabut çadırımı yüklenerek tatil yörelerine gidiyordum. Evliliğimizin dördüncü ayında, eşim ile bir tatil yöresi olan Alanya'ya gitmeye karar verdik. Yeni bir mühendis olarak kazancımın karşılığı olan para ile tatil yapmak istiyorduk. Sınırlı bir bütçe ile nasıl tatil yapılır ki ? Bavulumuzu toparladık. Tatillerde kullandığım tabut şeklindeki çadırı da yüklendim. Yeni evli idik ve iyi anlaşıyorduk. Tatil için her şey güzel gidiyordu. 

 

Otobüs Alanya'ya gelince kamping ilanı bulunan ilk kampinge girdik. Çadırımızı kurup eşyalarımızı düzenledikten sonra bir duş alarak Alanya merkezine indik. Yemeğimizi yedikten sonra merkezi bir barda bir şeyler içip etrafı seyrederek yaşantımızda yeni mutluluk parantezleri açtık. Geç vakit kampinge gelerek istirahata çekildik.

 

Sabah kalktığım zaman eşimin keyifsiz olduğunu gördüm. Hissettiğim mutsuzluğunun sebeplerini söylemesini istedim. Eşim; "Gece hiç iyi uyuyamadım. Alışık olmadığımdan bu tarz tatili devam ettirmem oldukça güç" dedi. Eşime hak verdim. Bir otelde kalarak tatile devam etmeye karar verdik. Otelde kalmak masraflı olduğundan uzun bir tatil yapmamız mümkün değildi. Bütçemize göre otelde tatil çok pahalıya geliyordu. Güzel deniz, kum ve güneşe doymadan ayrılmak zorundaydık. Bu güzel tatil yöresinden kısa sürede ayrılmayı ise hiç istemiyorduk. Fakat paramız yeterli değildi.

 

Kamping ve otel otel ücretlerini mukayese ederek uzun bir tatil için kampingi tercih etmemiz gerektiğini anladık. Her ikimizin de yetişmemizdeki kültür farklılıklarımızı kısa sürede konuşarak hallettik. Tabii bu çözüm hiçte kolay olmadı. Aradan yıllar geçti. Evliliğimizin çeyrek asır yıldönümünü de beş yıl evvel kutladık.

 

Yukarıda sözünü ettiğim "Tabut Çadır" bizlere dünyayı tanıttı. Bu güzel seneler boyunca neler mi gördük ?

 

  • İtalya'da Garda Gölü'nde güneş batarken, göl balıklarının deniz üstünde takla atışlarını gördük.

  • İsviçre'de Temmuz ayında, Alp Dağlarının 2.927 metre zirvesinde kartopu oynadık.

  • Almanya Schaffhausen'de, Bodensee Gölünün, Ren Nehrine döküldüğü yerde, ırmak suyunun köpükleri altında kahkahalar attık.

  • Montecarlo yat limanında, hortumcuların yatlarını gördük.

  • İtalya, Como Gölü kenarında mangalımızda balık pişirip yedik.

  • Alplerin 2.094 metre yükseklikteki Jaufen ve 1.636 metre yükseklikteki Kreuzberg geçitlerinden geçtik.

  • İtalya, Portofino'nun tek dar deniz kenarı yolunda aracımızı durdurarak ve de uzun müddet trafiği engelleyerek, Portofino hatırası fotoğraflar çektik.

  • Avrupa'nın en hızlı ve seri metrosunu Prag'da gördük.

  • Moldavya Kişineu'de, Dünyanın en büyük (yerin altında 52 kilometre uzunluğunda) şarap mahzenini gezdik.

  • Nemrut Dağında, sabah güneşi doğarken, uyku tulumlarımız içinde doğayı izledik.

  • Temmuz ayında, Olympos sahilinde buz gibi suda denize girdik.

  • Aspendos ve Sagalassos harabelerini müthiş mutluluklarla gezdik.

  • Efes harabelerine hayran kaldık.

  • Ve şu anda hatırlayamadığım daha nice anılar yaşadık...

 

Tüm bu anılar, hayatımızın köşe taşları oldular ve bizleri yaşama sıkı sıkıya bağladılar. "Tabut Çadır" 'ımız artık yok. Yeni çadır, uyku tulumları, şişme yataklar ile daha hafif, konforlu ve pratik olarak yaşantımıza devam ediyoruz. Tabi aynı güzellikleri tüm tatillerimizde yaşamaya özen gösteriyoruz. Haydi sizler de kendi "Tabut Çadır" 'ınız ile tatile başlayın. Yepyeni bir hayata adım atın.

 

Beni Karadeniz yaylalarında, Ankara'daki Etnografya Müzesinde veya Roma'da gördüğünüzde sizlere daha anlatacak çok anılarım olacaktır.

 

gezgez42@hotmail.com


Diğer yazılarımızdan ve gelişmelerden haberdar olmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN

Düşüncelerinizi, önerilerinizi, isteklerinizi, bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaşmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN

 

© 2002

www.1de1.com