|
Koru Dağı'nda Piknik |
|
İstanbul - Keşan arasında güneş ve araç motorunun sıcaklığı ile bunalarak yol alıyoruz. Tatilimizin ilk gününde, sorunlardan uzaklaşarak yaşama bir başka türlü devam ettiğimizden, çok sevinçliyiz. İlk tatil günü, hep özlediğim bir zaman dilimidir. Eşim her gezi başlangıcında zeytinyağlı dolmasını ve köftelerini araç buzdolabına koyar ve yola çıkarız. Bu bizim düzenli alışkanlığımızdır.
Kısa yolculuk molalarından sonra, öğle yemeğimizi yiyebileceğimiz, gölgeli bir alan veya orman kenarı arayarak yola devam ettik. Koru Dağı'na geldiğimizde; öğle yemeği için ideal bir yer bularak çam ağaçlarının yanına Lada Samara'yı çektik. Her taraf gazete kağıtları, konserve kutuları ve içki şişeleri ile doluydu. Orman kenarındaki bu manzara hiç de iç açıcı değildi. Demek ki bizim kalitemiz de bu kadar olduğundan, bu alanda kalmaya zorunlu oluyoruz.
Masa ve sandalyelerimizi üst bagajdan çıkarmak, bu güzel an için hiçte zor gelmedi. Bu arada hemen salatayı da yapmaya koyulduk. Açık alanda, gölgede bir yılın yorgunluğunu atmak üzere keyfimizi yapmaya hazırlandık. Dört gözle beklediğim bu öğle yemeğine başlarken; dört kişilik Jandarma ekibi yanımıza gelerek, "bu alanda piknik yapmanın yasak olduğunu" ve "yüz elli metre aşağıda yemek yemek için alan bulunduğunu" söylediler. Yemeğe başlamayı ip ile çekerken, hiç beklemediğimiz bir sürpriz ile karşılaşmıştık. "Her şeyde bir hayır vardır" düsturu ile tekrardan toplanarak, Koru dağı tepesinden inişe geçtik.
Jandarmanın tarif ettiği alanda ağaç bile yoktu. Zaten hava kavurucu sıcaktı. Gölgesiz alanda yemek yemek mümkün değildi. Biz de yolumuza devam ettik. Birdenbire Saroz körfezinin yemyeşil suları karşımıza çıktı. Muhteşem bir manzara vardı ve bu manzarada yemek yiyecektik. Koru Dağı'ndan aşağıya inerken, dört şeritli dik yokuşun sağ tarafına aracımızı iyice yanaştırdım. Aracı gidiş yolunu kapatmayacak şekilde park ettim. Yol dışında olduğumdan araç flaşörlerini yakmadım. Yolun sol tarafı dik bir yamaç, sağ tarafı ise 25 metre sonra yola paralel orman alanıydı. Yol ile orman arasındaki otlar yangın tehlikesine karşı temizlenmiş, yalnız bir tek bodur ağaç ortada duruyordu. Bu kez masa ve sandalyelerin yerine yer örtüsü koyduk. Orman alanı dışında iyi bir yer bulmuştuk. Sofra hazırlanırken, kütür kütür karpuzu da kesip dilimledim.
Bu gezimizde; gezimizi taçlandırmak için kameramızı da yanımıza almıştık. Kameramız mutlu anlarımızı yakalamakta faydalı olacaktı. Evimizde, televizyon karşısına geçerek, içkimizi yudumlarken gezi filmlerini seyredecektik. Bugüne kadar olan fotoğraf makinesi zevkini, bu kez kameraya bırakıyorduk.
Yemeğimiz bitmek üzere iken, ormanın canlı renklerini ve Saroz körfezinin ihtişamını kameraya alıyorum. İlk defa kamera kullandığım için körfezi yakınlaştırıp uzaklaştırıyorum. Elektronik aletlere merakım olduğundan, çekimde hiç zorlanmıyorum. Film çekerken, yokuş aşağı inen ve çıkan araçların korna seslerini duyuyorum. Bu sesler bir ikaz mı yoksa bir protesto mu? Hanım, "herhalde keyfimizi protesto ediyorlar !" dedi. Daha güzellikleri tam olarak kameraya almamıştım. Korna seslerinin yoğunluk kazanmasından dolayı kamerayı ister istemez aracımızın bulunduğu devlet yoluna çevirdim. Bir müddet aracımızı ve yolda akan araçların görüntülerini aldım. Film çekiminin sonuna doğru yer sofrasının da filmini aldım. İyi bir anı değil mi ?
Aracımıza döndüğümüzde kıyamet koptu. Tedbirsizlik kurbanı olmuştuk. Aracı bıraktığımız yer on metre uzaklıkta olduğundan aracın içi havalansın diye pencereleri açık bırakmıştık. Hanımın büyükçe el çantası yok olmuştu. Kornalar boşuna çalmamış! Çanta içinde vatandaşlık cüzdanlarımız ve birkaç Lira vardı. Hayatta ilk defa akıllı bir iş yapmıştım. Ama bu akıllı iş biraz da şansımdan kaynaklandı. Aybaşında maaşımı aldığım zaman ev gereksinimlerimiz için gerekli parayı eşime verirdim. Bir gün evvel maaşı aldığımdan ve tatile çıkacağımızdan, eşime hiç para vermemiştim. Para cüzdanımı direksiyon önünde torpido üstünde bırakmıştım. Hırsızlar ön koltukta duran çantayı tercih etmişlerdi. Para cüzdanımı fark etmemişlerdi. Ya cüzdanımız çalınsa ne yapardık? Dön bakalım geriye! Cüzdan çalınmamasından teselli bulduk.
Demek ki hırsızlar aracı soyarken yoldan geçen araçlar boşuna korna çalmıyorlarmış! Hırsızlık olacağı hiç aklıma gelmemişti. Bir kere aracımız yukarıda bulunan lokanta ve karpuz satan reyonlara yüz elli metre uzaklıktaydı. Kötü niyetli bir kişinin yukarıdan aşağıya gelerek, yakalanma ihtimali çok yüksek olan bu olayı göze alması mümkün değildi. Demek ki bu işi yapan kişi her şeyi göze almıştı. Belki de bir güvencesi vardı, kim bilir. Tatilimizin ilk günündeki rahatlığımız uyuşukluğa sebep oldu. Hep cin gibi mi olacağız? Biraz araçların kornalarından kuşkulansaydık, huzurumuz kaçmayacaktı. Tedbirsizlik yüzünden kendimi suçlu buluyorum. Suçumu unutmayacağım ve de taş yürekli olacağım.
Aracımıza bindik ve ters taraftaki yokuşu tırmanarak lokantaların bulunduğu alana gittik. Olayı anlattık ancak kimse yardımcı olamadı. Kimse olayı görmemişti. Vatandaşlık kimliklerimizin kaybolmasından dolayı ve de hırsızlık olayını bildirmemiz için Evreşe ilçesine gitmemizi salık verdiler. Kimlikleri çıkarmak çok zor olmadığından pek fazla üzüntüye de gerek yoktu. Paramız cebimizdeydi ya! Tekrar yolumuza döndük. Yemek için oturduğumuz alana gelirken, kimlik kartlarını ve hanımın çantasını yol kenarına atılmış olarak bulduk. Demek ki üç beş kuruş ile sıkıntımızı atlatmıştık. Koru Dağı'nda ilk oturduğumuz yerdeki neşe ve mutluluğumuza yeniden kavuştuk.
Evreşe'den Bolayır'a kadar, tarlalar arasından geçen gidiş - gelişli orta karar kaliteli asfalt yolda ilerliyoruz. Hızımız saatte 90 kilometre. Tüm araçlar bize nal toplatıyor. Yalnız traktörleri mecburen solluyoruz. Yani, biz de hızlı gidiyoruz. Bazen "vınn" diye sollayan araçları görünce üzülüyoruz. Hayatın bu kadar değersiz olmadığını, o sürücülere duyurmak arzusundayız. Biz aile olarak; yaşamımızı kendi çap ve gelirimize göre en iyi tarzda, sorunsuzca geçirmek istiyoruz.
Evreşe ilçesini geçtikten sonra, Şarköy yol ayrımında bir köylünün otostop işareti yaptığını gördük. Aracımızın radyosundan Andriano Celento'yu dinliyorduk. Önümüzden hızlı giden Honda marka araç sağ sinyal vererek köylüyü almak için hamle yaptı. Tam köylüden elli metre uzakta durdu ve köylüyü bekledi. Köylü de aracı bekletmemek için o sıcakta koştu. Tam araca on metre kala Honda yola devam etti ve biraz daha ileri giderek tekrar durdu. Bu kez otostopçu köylü, kendisi ile alay edildiğini anlayarak araca el hareketi yaptı. Honda'ya arkadan yaklaştığımızda iki gencin neşeli gülüşlerini gördüm. Biz kaybettiğimizi bulmuştuk. Fakat köylünün hiç şansı yoktu. Mutluluk ve rezillik insanlara ait.
Tek düze yaşamdan; göğün maviliğini, ağacın heybetini ve denizin sarmalamasını görmek için tatile kilitleniyoruz. Ülkemde en çok beğendiğim Bolayır - Eceabat devlet yolunda ilerliyoruz. Yolun sol tarafı deniz, sağ tarafı ise yemyeşil orman. Yol virajlı olduğundan aracın hızını kesiyorum. Pencereleri açarak tertemiz havayı içime çekiyorum. Bir müddet sonra aracımızı deniz kenarına çekerek, hemen pırıl pırıl denize dalıyoruz, serinliyoruz. Boğazdan gemiler geçip gidiyorlar. Bu keyfin üstüne çay içilmez mi? Kızımız piknik tüpünü araçtan alarak güneş şemsiyesi altında çayımızı demliyor. İstanbul'dan ayrıldıktan sonra ilk defa hak ettiğim özgürlüğümün farkına varıyorum.
Her ne olursa olsun yaşamak zorluk içermektedir. Sıkıntılar; yaşadığımız hayatın içindedir. Niçin devamlı sorunları düşünerek ve yaşayarak acı çekelim. Geçmiş zaman, görevini yaparak iyi ve kötü sona ermiştir. Geleceğimiz ise belirsizdir. Her şeye rağmen bu özgürlük ortamında, geçmişin ve geleceğin ağırlığını taşımak istemiyorum. Geçmiş yaşamım yok olmuştur. Bir iki saatliğine bile olsa. Şu anda huzur içinde tatilimizi geçirmek zorundayız. Çayımı yudumlamak, ayak ve ellerimle deniz suyu ile oynamak hoşuma gidiyor. Denizin çırpıntısı, müzik sesi oluyor. Mutlu oluyorum, yani ailem ile "an" 'ımızı yaşıyoruz.
Eceabat'a geldik. Çanakkale'ye geçmek için arabalı vapur biletini alıyoruz. Burada bilet alırken dikkatli oluyorum. Bilet satan memura araç ve yolcu parasını tam olarak ödüyorum. Eğer bozuk paranız yoksa, biletleriniz yanında para üstü olarak yardım makbuzları veriyorlar. Ben bir kez bu gereksiz yardım makbuzlarından almak zorunda kaldığımdan kendimi "keriz" olarak görmüştüm. Çanakkale'den Eceabat'a geçişlerde de her araçtan Çanakkalespor için yardım parası topluyorlar. Çanakkalespor yardım paraları ile birinci ligden ikinci lige düştü. Halbuki toplanan bu yardım paraları ile Çanakkale'ye en az iki adet kapalı spor salonu inşa edilirdi. Devletin arabalı vapurları hizmet karşılığı ücret alırken, kulübün adamları ensemize vurarak zorla baskı kuruyorlar. Zoraki makbuz bir nebze Çanakkale'ye faydalı olursa mutlu olurum.
Bizi Çanakkale'ye götürecek arabalı vapur, araçları almaya başladı. Sıramızı takip ederek, arabalı vapurda yer bulduk. Aracımızın kapı ve pencerelerini dikkatlice kapatarak güverteye çıktık. İskeleden denize atlayan gençlerin gösterileri bir müddet devam etti. Geminin makineleri çalışmaya başlayınca, püfür püfür boğaz havası serinlememizi sağladı. Hafif çırpıntılı deniz masmaviydi. Güverte, yerli ve yabancı turistler ile doluydu. Kimileri, değişik ortamı fotoğraflıyordu.
Çanakkale'ye gelmeden eşimi ve kızımı güvertede bırakarak araca gittim. Kamerayı yeni aldığımdan ve biraz da meraktan, çektiğim filmleri görmek istedim. Saroz körfezine gelmeden Koru Dağı eteğinde başımıza gelen hırsızlık olayına kamerada saniye saniye şahit oldum. Hatta araçların korna seslerini, on - on iki yaşlarında iki bacaksız çocuğun aracın yanındaki işlemlerini aynen filme almışım. Demek ki, filmi çekerken tecrübeli olmadığımdan olayı görememiştim. Kamera ile kör atış yapıyormuşum. Çocukları tanıdım. Piknik yaptığımız yerden yüz elli metre yukarıda karpuz satan adamın iki çocuğuydu. Koru Dağı'ndan bir kez daha geçtiğimizde onları gördüm. Karpuz satın alarak yolumuza devam ettik. Belki şimdi liseyi bitirmişlerdir :)
Diğer yazılarımızdan ve gelişmelerden haberdar olmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN Düşüncelerinizi, önerilerinizi, isteklerinizi, bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaşmak istiyorsanız lütfen TIKLAYIN
|
© 2002
www.1de1.com