| DİJİTAL KAMERALAR Önemli Özellikler | ||
|
Dijital kameralar çok çeşitlidir ve kendi içlerinde de bir sürü karışık teknik özelliğe sahiptirler. Bunların çoğu kafa karıştırıcıdır ve genellikle sadece bu işle yakından ilgilenen amatörlerin ve profesyonellerin anlayabileceği şeylerdir. Karışık olsun olmasın biz bu teknik özellikleri de anlatacağız ancak bir dijital kamera satın alırken öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken noktaları genel olarak bilmenizde fayda var, böylece seçenekleri en aza indirmiş olacaksınız.
HIZLI ERİŞİM
Dijital kameralar başta da belirttiğimiz gibi normal fotoğraf makinelerinden çok daha pahalıdırlar. En ucuz dijital kameralar bile normal makineler göz önüne alındığında pahalı kategorisine girerler. Ancak bu makinelerde film ve tab ücreti olmadığından ve ayrıca zamandan da büyük tasarruflar sağladığından dolayı aktif olarak fotoğraf çeken herkes için kendi fiyatını rahatlıkla amorti edeceği kesindir. Bu açıdan çok ucuz oldukları bile söylenebilir, çünkü hem bir fotoğraf makinesi hem de senelerce bedava tab yaptırma olanağını satın almış gibi olursunuz. Bu yazdığımız yazının uzun süre geçerliliğini koruması için özellikle rakam vermekten kaçınıyoruz ancak normal kullanım için olan dijital kameraların $50 - $1.500 arasında değiştiğini bilmenizde fayda var. Daha pahalı olanlar profesyonel kategorisine giriyorlar.
Bir dijital kameranın en önemli özelliğidir denilebilir. Çekilen fotoğrafların kalitesinin maksimum ne kadar olabileceğini belirtir. MegaPixel birimiyle ifade edilir ancak asıl önemli olan kesin olarak size verilen (Bilmemkaç x Bilmemkaç) çözünürlük değeridir. Bu çözünürlük değerlerini çarparak efektif MegaPixel değerini bulabilirsiniz. Yüksek olan iyidir ve pahalıdır diyebiliriz. 2 ve üzeri MegaPixel değeri olan tüm makineler alınmaya değer makinelerdir. Kağıda baskı alınması düşünülüyorsa kalitenin bozulmaması için mümkün olan en yüksek değerin alınması gerekir zira kağıt baskı teknolojisi bunu gerektirir. Birbirine yakın MegaPixel değerleri arasında kalite açısından pek fark yoktur. Örneğin 3.2 MegaPixel lik bir kamera da 3.4 Megapixellik bir kamera da maksimum 2048 x 1536 çözünürlükte fotoğraf çekebilir. (Efektif değeri = 2.048 x 1.536 = 3.145.728 pixel yani 3.14 MegaPixel) Eğer çekilen fotoğrafların sadece bilgisayarda kullanılması düşünülüyorsa çözünürlük değerinin çok yüksek olmasının gereksizliği ortaya çıkar, zira şu anda kullanılan bilgisayarların çoğunluğu 800x600 ekran çözünürlüğü kullanır, bundan sonra en çok kullanılan ekran çözünürlüğü ise 1024x768 dir. Bunlardan daha büyük çözünürlükte çekilen fotoğraflar bir ekrana sığmazlar ve resmin sürüklenmesi ya da bir program kullanılarak boyutlarının küçültülmesi gerekir. Böylece bazı kişiler için 1 MegaPixel'lik çok ucuz makinelerin bile yeterli olabileceği ortaya çıkar. Yalnız dikkat etmeniz gereken nokta şudur ki; düşük bir özellik bir başka özelliğin de düşük olacağı anlamına gelir. Yani 1 MegaPixel'lik ucuz bir kamera çözünürlük açısından yeterli olabilir ancak diğer özelliklerini hiç beğenmeyebilirsiniz.
Genelde göz ardı edilen optik özellikler aslında en çok dikkat edilmesi gereken şeylerden biridir. Malum aldığınız makine elektronik bir makine ancak bunu fotoğraf çekmek için alıyorsunuz, yani görüntüyü ne kadar iyi algılayabildiği ve size ne kadar çok imkan tanıdığı çok önemli. Zoom : Dijital kameraların üzerinde BilmemkaçX şeklinde toplam zoom miktarı yazar. Bu sizi yanıltmamalıdır! Önemli olan tek değer "Optik Zoom" değeridir. Bu; görüntüyü hiç bozmadan gerçek zoom yapılması anlamına gelir. "Dijital Zoom" ise görüntüyü bozarak büyütmek anlamına gelir ve sadece zorunlu durumlarda kullanılmalıdır. Dijital kameraların üzerine bunların her ikisinin çarpımı yazılır. Örneğin 3x Optik, 2x Dijital Zoom'u olan bir makinede 6x Zoom yazar. Makinenin teknik özelliklerini inceleyerek asıl olan optik değerini öğrenebilirsiniz. Peki zoom zorunlu mudur? Hayır değildir. Hatıra fotoğrafı çekmek için kullandığınız normal makinelerin neredeyse hiçbirinde zoom olmadığını düşünürseniz bunun zorunlu olmadığını anlarsınız. Ayrıca zoom mekanizması için makine içerisine birçok makanik/elektronik malzeme konduğu için kameranın fiyatı da oldukça artmaktadır. Yine de bazen "keşke zoom da olsaydı" diyebileceğinizi bildiğimden dolayı, paranıza göre hareket etmenizi öneriyorum. Fokus : Bazen gözünüzle yakın ya da uzaktaki cisimlere odaklanırsınız. O an hangisine bakıyorsanız diğeri bulanık görünür. İşte fotoğraf makinelerindeki "Fokus" da bunun yapılması anlamına gelir. Yani fotoğrafı çekilecek olan cisme odaklanılır ve diğer cisimler nispeten bulanık çıkar. Dijital kameralarda kullanım kolaylığını artırabilmek için "Otomatik Fokus" özelliği vardır ve siz objektifi nereye çevirirseniz oradaki cisme kendisi otomatik odaklanır. Peki bu iyi bir şey midir? Genel kullanımda evet çok iyi bir şeydir, çünkü siz elinizle uğraşmadan makine kendisi yaklaşık 1 saniye içinde odaklanır ve size sadece düğmeye basmak kalır. Ancak (her zaman bir ancak vardır değil mi :) bu özellik kontrolü sizin elinizden aldığı için bazen hiç istemediğiniz sonuçlarla karşılaşırsınız. Örneğin bir yol üzerindeki bir arabayı çekerken objektifin ortasına denk gelen arka plandaki bina daha net çıkar, otomobil bulanık çıkar. Ya da siz özellikle karmaşık bir ortamda sadece belirli bir cismi net olarak çekmek istersiniz ancak kamera bu konumda size bu fırsatı tanımaz. İşte gördüğünüz gibi normalde çok faydalı olan bir özellik bazen sizi çıldırtabilecek derecede rahatsızlık verebiliyor. "Manuel Fokus" yapmanıza olanak tanıyan makinelerde ise odaklamayı kendiniz gerçekleştirirsiniz. Profesyonel kullanım için bu özellik bir zorunluluktur denilebilir. Makro Modu : Bazı belgesellerde ufak bitki ve hayvanların çok yakın plandan çekildiklerine şahit olursunuz. Görüntünün yakınlığı ve güzelliğinden ötürü bazı çiçeklerin kokusunu bile hissedersiniz. Ancak bu çekimlerin yapılabilmesi için özel donanımlar kullanıldığını hiç bilmezsiniz :) Evet fotoğraf makinelerinde de bu durum söz konusudur. Çok yakından çekim yapılabilmesi için "Makro Modu" adı verilen özellik bulunmak zorundadır. Aksi durumda 0.5 - 1 metreden daha yakından, net çekim yapmanız çok zordur. Makro modunu kullanarak yaklaşık 2 - 5 cm uzaklıktan mükemmel resimler çekmeniz mümkündür. Ucuz makinelerde bu özellik yoktur ya da var olmasına rağmen efektif olarak çalışmaz. Değiştirilebilir Lensler : Profesyonel fotoğraf makinelerinin hepsinde değiştirilebilir lens olanağı mevcuttur. Bu şekilde değişik açılı lensler, değişik filtreler kullanarak makinenizin kullanım alanını artırabilirsiniz. Ancak dijital kameralar bu konuda biraz zayıf kalıyorlar. Evet bu özellik bazılarında mevcut ancak birçoğunda yok. Ayrıca değiştirilebilir lens fiyatları da çok yüksek. Bu yüzden satın alırken bir karar vermeniz gerekecek. Poz Süresi - Enstantane : Bunu açıklamak zor değil. Bilirsiniz fotoğraf çekilirken eğer hızlı hareketler yaparsanız hareket eden şeyler fotoğraf basıldığında bulanık çıkarlar. Bunun sebebi poz süresinin yani çekim yapıldığı anda makinenin görüntüyü kaydetme süresinin yüksek olmasıdır. Böylece siz harekete devam ettiğiniz süredeki tüm görüntüler kaydedilir ve bulanıklık ortaya çıkar. Poz süresi düşüğe ayarlanabilen makinelerde ise kayıt süresi az olduğundan dolayı siz çok hızlı hareket etseniz dahi kısa bir sürede kaydedilen görüntü net çıkacaktır. Örneğin futbol gibi hareketin yoğun olduğu spor müsabakalarındaki sanki zamanı dondurmuşsunuz gibi çekilen o muhteşem fotoğraflar çok düşük poz süreleri ile çekilmektedir. Dijital kameralar bu konuda oldukça iyi durumdalar çünkü normal makinelerde kolay kolay bulamadığınız bu özellik neredeyse tüm dijital kameralarda vardır. Dikkat etmeniz gereken nokta ise şu; poz süresi ne kadar düşük olursa fotoğraf da o kadar karanlık olacaktır. Bunun sebebi; görüntünün net oluşabilmesi için belirli bir süre ışığın kameraya girmesi gerekliliğidir. Süre azaldıkça ışık miktarı ve dolayısıyla fotoğrafın aydınlığı azalır. Bu yüzden bu tip hareketli resimlerin ışığı yeterli ortamlarda çekilmesi gerekir. Poz süresinin uzun tutulması gereken yerler de vardır. Bazı sanatsal fotoğrafların çekiminde poz süresinin uzun tutulması çok güzel görüntü efektlerinin oluşmasını sağlar. Örneğin bir şelalenin akışı bu şekilde çekilirse göze hoş gözükmeyen keskin ayrıntılar kaybolur ve oluşan yumuşak görüntüyle bir göz ziyafeti çekersiniz. Dijital kameralar 1/1000 sn, 1/2000 sn gibi oldukça düşük poz sürelerini desteklerler. Bazıları 8 sn, 16 sn gibi uzun poz sürelerini de desteklerler. En geniş aralıkta olanı seçmekte fayda vardır. Vizör : Dijital kameraların en güzel özelliklerinden biri çektiğiniz görüntüyü arkasında bulunan LCD ekrandan görebilmenizdir. Ayrıca bu ekran yardımıyla makinenin tüm ince ayarlarını; bir bilgisayar programı kullanıyormuş gibi menüler yardımıyla yapabilirsiniz. Görüntüyü normal fotoğraf makinelerindeki gibi gözünüzle görmenizi sağlayan bir de vizör mevcuttur. Bu vizörler ise 2 çeşittir; Normal Vizör ve Aynalı (TTL - Direkt Lens Bağlantılı) Vizör. Normal vizörde; gözünüzle baktığınız basit mercek direkt karşı tarafta çekeceğiniz yeri gösterir ve bulunduğu konumdan dolayı objektifin baktığı noktayı %100 olarak doğru göstermez. Lens bağlantılı vizörlerde ise baktığınız mercek, kamera içerisindeki özel bir ayna donanımıyla direkt olarak objektifin baktığı noktayı gösterir. Bu en sağlıklısıdır ve sadece iyi kameralarda bulunur. Fotoğraf çekerken elinizden geldiğince LCD ekranı kullanmanızı tavsiye ederim ancak hem pil harcamamak için hem de çok aydınlık ortamlarda LCD ekranın görünmemesi yüzünden vizöre ihtiyaç duyabilirsiniz.
Bir dijital kameranın en kötü özelliklerinden biri çok yüksek miktarda enerji tüketmesidir. Üzerinde bulunan elektronik parçalar yüzünden normal bir fotoğraf makinesinden çok daha fazla pile ihtiyaç duyar. Pilleri 2 saat civarı dayanabilen kameralar çok iyi kabul edilirler. Bu konuda kullanılabilecek pil çeşitleri şunlardır : Alkalin : Şarj edilemezler ve hiç dayanıklı değillerdir. NiCD (Nikel Kadmiyum) : Şarj edilebilirler ancak çok verimli değillerdir. NiMH (Nikel Metal Hidrit) : Şarj edilebilirler ve verimlidirler. Li-ion : Şarj edilebilirler, çok uzun süre dayanırlar ve çok verimlidirler. Ayrıca çok da pahalıdırlar tabi :) Dijital kamera alırken pil durumunu seçme şansınız pek olmaz. İhtiyacınıza en uygun kamerayı belirledikten sonra içinden çıkan Alkalin piller ile birkaç poz çektiğinizi görerek çok hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. AA ya da AAA tipi kalem pil kullanan makineler için en iyi seçim NiMH tipi pillerdir. Ancak bunların özel şarj cihazları olduğunu unutmayın. Çoğu makine yanında şarj cihazı olmadan gelir ve sizin hem yeni piller hem de şarj cihazı almanız zorunludur. Bu piller pek ucuz değillerdir ancak dijital bir kamera için başka seçenekler çok mantıklı olmaz. Hatta 4 pille çalışan bir makine için en az 8 tane NiMH pil almanızı öneririm zira bir takımını şarj ederken diğerini kullanabilirsiniz. Yoksa birkaç saat beklemek zorunda kalırsınız. Bu konudaki en iyi seçenek ise kendinden pilli (çoğu Li-ion tipi pil kullanırlar) dijital kameralardır. Bunlar çok yüksek verim gösterirler ve kameranın yanında şarj adaptörü de geldiği için ekstra masraf yapmanıza gerek kalmaz. Kullanım süreleri uzun, şarj süreleri kısadır. Eğer cebinizi yakmayacaksa bu tip bir kamera almanızı şiddetle önerebilirim. Dikkat etmeniz gereken bir diğer husus da dijital kamera ile beraber bir AC adaptörün gelip gelmediğidir. Bu adaptörü kullanarak hiç pil olmadan da çekim yapabilirsiniz. Bir priz olması zorunluluğu ve kabloların hareketinizi kısıtlaması sorununa rağmen bu özellik bazen çok kurtarıcıdır.
Dijital kameralarda çekilen fotoğraflar film üzerine değil hafıza üzerine kaydedilirler ve bu hafızaların kolay bulunabilmesi, ucuz olmaları ve diğer cihazlarla uyumlu olmaları aranan özelliklerdir. Bilmeniz gereken şey dijital kamerayla beraber gelen hafızaların size zamanla yetmeyeceğidir. Neredeyse hepsi 8MB birkaçı da 16MB hafızayla gelir. 8MB hafızayla 640x480 çözünürlükte 100 ün biraz üzerinde fotoğraf çekebilirsiniz ancak görüntü kalitesi düşük olur. 1280x960 çözünürlükte ise 10-14 civarı fotoğraf çekebilirsiniz ki bundan çok daha yüksek çözünürlükler mevcuttur. Çözünürlük yani fotoğraf kalitesi arttıkça çekebileceğiniz fotoğraf sayısı hızla düşer. Bu yüzden büyük ihtimalle ek bir hafıza satın almanız gerekecektir. Bu hafızayı bilgisayara boşalttıktan sonra elbette ki tekrar kullanabilirsiniz ancak çok fotoğraf çekmeniz gereken durumlarda, özellikle de bilgisayardan uzaktaysanız yüksek bir hafızaya ihtiyacınız olacaktır. Birkaç dijital kamera kendi içinde bütünleşik (çıkartılamaz) hafızayla beraber gelir ve bu sadece maliyeti düşürmek amacıyla yapılır. Hafızanızı çıkartıp başka bir yere götüremezsiniz ve bu kameraya başka bir hafıza taktığınız zaman bütünleşik hafıza iptal olur. Şimdi kullanılabilecek hafıza tiplerini inceleyelim: Compact Flash : En çok kullanılan hafıza tipidir. Sadece dijital kameralarda değil cep bilgisayarı, mp3 çalar gibi diğer cihazlarda da yaygın olarak kullanılırlar. Type I ve Type II olmak üzere iki tipi vardır. Aradaki fark sadece Type II olanların daha ufak olmalarıdır. Fiyatları da oldukça uygundur. Memory Stick : SONY tarafından diğer hafıza türlerine rakip olarak yaratılan bu kartlar özellikle boyutlarının küçüklüğü ile dikkati çekerler. SONY marka ürünlerde kullanılması zorunlu olan bu hafıza türü diğer markalarda pek kullanılmamakla beraber gittikçe yaygınlaşmaktadır. Fiyatları nispeten pahalıdır. Smart Media : Compact Flash kartlardan daha küçük olan bu kartlar kendi içlerinde elektronik donanım içermediklerinden dolayı bu yükü kameraya yüklerler. Bu yüzden nadir de olsa bazı uyumsuzluk sorunları yaratabilir. Oldukça yaygın kullanılırlar. SD / Multimedia Card : 1997 yılında duyurulan bu kart, boyutları en ufak hafızalardan biridir (posta pulu kadar). İlk olarak video kameralarda yaygın olarak kullanılmışlardır. Dijital kameralarda ise kullanımları son zamanlarda çok hızlı bir gelişme göstermiştir. Disk : Bazı dijital kameralar kendinden sabit diske sahip olarak gelir. Böylece binlerce resim hafıza sorunu yaşamadan bu ortama kaydedilebilir. Ancak bu; hem boyut olarak hem de ağırlık olarak büyük dezavantaj sağlar. Ayrıca sabit diskin bozulma ihtimali de daha yüksektir. IBM'in üretmiş olduğu MicroDrive teknolojisi ise Type II tipindeki bir Compact Flash kart boyutundaki bir sabit diski ifade eder. Çok fazla kullanılmasa da gittikçe yaygınlaşmaktadır. CD-R : Özel olarak dijital kameralar için üretilmiş ufak boyutlu kaydedilebilir CD ler vardır. Boyut olarak dezavantajlı olmasına rağmen kapasite olarak oldukça yüksek olabilmektedirler. Yeni gelişen hafıza kartlarının kapasiteleri bunların yaygın kullanımını engellemektedir. Sonuçta diske kayıt edilmesi demek bir sürü hareketli parça demektir. Bir sürü hareketli parça demek bir sürü sorun demektir. DVD-R : Sadece 1-2 kamerada bu teknoloji kullanılıyor ve şu sıralar bulunması neredeyse imkansız. Anladığınız gibi fotoğraflar direkt DVD'ler üzerine kaydediliyor böylece inanılmaz bir kapasiteye sahip oluyorsunuz. Fiyatını bilemiyorum ancak yorum yapmak pek de zor olmasa gerek :) Yaygınlaşma ihtimali oldukça düşük çünkü insanlar çektikleri 50-100 fotoğrafı hemen bilgisayara yükleme ve hafızayı boşaltma ihtiyacı duyarlar. Bunun gibi sistemler ise on binlerce fotoğrafı depolayabilir. Pek gerekli değil.
Dijital kameralar bildiğiniz gibi fotoğrafları çekiyor ve hafızalarında depoluyorlar ancak bu fotoğrafların bir şekilde bilgisayara aktarılması gerekiyor. Bunun için de birçok teknoloji mevcut ancak bunlardan sadece bazıları gerçekten kullanışlı. Seri Bağlantı (RS232) : Bilgisayardaki en yavaş porttur. PS/2 tipi mouse ve klavyeler çıkmadan önce bunlar RS232 portuna takılırlardı (halen daha birçok kişide mevcuttur). Zamanında başka bir teknoloji bulunmadığı için çok kullanılan bu bağlantı türü artık en kötülerinden biri olarak kabul edilir. Bilgisayar açık iken bu porta herhangi bir cihazın takılıp çıkarılması çok tehlikelidir. Bu ve benzeri özelliklerinden ötürü seri bağlantıya sahip dijital kameralardan mümkün olduğunca uzak durmanızı öneririm. USB : En güvenilir ve hızlı bağlantılardan biridir. Son çıkan dijital kameraların hemen hemen hepsi bu bağlantıyı kullanır. Bilgisayarınız açık iken dahi hiç çekinmeden takıp çıkartılabilen kablosu yardımıyla çektiğiniz resimler hızla bilgisayarınıza aktarılır. IEEE 1394 (Firewire, i-Link) : Çok hızlı bir bağlantı türüdür ancak yaygın kullanıma sahip değildir. Mac bilgisayarlarda ve bazı LapTop larda standart olarak vardır ancak PC'ler için özel bir kart alınması gerekmektedir. Birçok dijital kamera ve dijital video kamera bu bağlantıyı destekler. Infrared (Kızılötesi) : Cep telefonlarıyla hayatımıza yaygın olarak giren bu bağlantı türünün tek faydası kablosuz iletişimi mümkün kılmasıdır. Yavaştır ve iletişim kuran cihazların arasında duran diğer cisimler bağlantının kalitesini bozarlar. Kart (Hafıza) Okuyucular : Bildiğiniz gibi dijital kameralar çektikleri fotoğrafları özel hafıza kartları üzerinde depoluyorlar. Yukarıda bahsettiğimiz bağlantı türleri de bu karttaki bilgileri kameranın içerisinden bilgisayara aktarmak için kullanılıyorlar. Oysa bu kartı kameradan çıkartarak ayrıca bilgisayara bağlamak ve içindeki fotoğrafları aktarmak da mümkündür. İşte bunu gerçekleştirmemizi sağlayan cihazlar da kart okuyuculardır. Hafiza kartı, bilgisayara yine bir kablo ile bağlı olan bu okuyuculara konur ve fotoğraflar aktarılır. Çok zorunlu olmadığı için sadece 1-2 kamera bu cihazla beraber verilir.
Boyut : Makinenin mümkün olduğunca küçük olmasında fayda vardır. Ancak aşırı küçük dijital kameraların bazı özelliklerinden taviz verilerek ufaltıldıklarını unutmamak gerekir. Zaten kullanım açısından en ergonomik ürünü seçmek en mantıklısıdır. Yani avucunuzda kaybolan bir fotoğraf makinesinden çok elinize tam oturan bir fotoğraf makinesini tercih edeceğinizden eminim. Sağlamlık : Çoğu dijital kamera oldukça sağlam tasarlanır. Bilmeniz gereken ise elektronik cihazların darbelere ve çevre şartlarına karşı pek dayanıklı olmadıklarıdır. Kameranızı şiddetli çarpmalardan, sudan, nemden, güneşten, aşırı sıcak ve soğuktan korumak zorundasınız. Merceğine de mutlaka koruyucu bir kapak takmak zorundasınız (bazı kameralar kapaksız satılırlar). Ağırlık : Aslında boyutlarından ziyade makinenin ağırlığı daha önemlidir. Sonuçta elinizde ve bazen de boynunuzda taşıyacağınız bu cihazın mümkün olduğunca hafif olması gerekir. Bir diğer çok önemli ama hep gözden kaçan bir özellik de ağırlık merkezinin elle tutulan yere çok yakın olması gerektiğidir. Çoğu zaman fotoğraf makinesi tek el ile tutulur ya da asıl ağırlığı tek el üzerine (çoğunlukla sağ) biner. Bu yüzden ağrılık merkezinin bu tarafa yakın olması gerekir. Değilse hem dengesizlik oluşur hem de eliniz hemen yorulur. Ergonomi : Boyutların elinize uygun olması gerektiğinden zaten bahsetmiştik. Diğer önemli noktalar; kameranın elinizin şekline uygun olması, vizörden bakarken burnunuzun kameraya fazla değmemesi ve cihazın kontrollerine parmaklarınızın rahatlıkla ulaşabilmesidir.
Flaş : Kendinden flaş ile gelmeyen bir dijital kameraya yaklaşmazsanız iyi olur zira zaten karanlık ortamlar bir fotoğrafçı için en büyük baş belasıdır bir de flaş olmazsa vay halinize. Zaten neredeyse tüm dijital kameralarda flaş bulunur sadece özellikleri farklıdır. Gözlerin kırmızı çıkmasını önleme özelliği olan (Anti Red Eye) güçlü bir flaş yeterlidir. Kameralarla beraber gelen flaşlar büyük ortamlar ve profesyonel çalışmalar için yeterli değildirler. Bunun için dijital kameranızda harici flaş yuvası bulunmasını tercih edebilirsiniz ancak birçok makinede bu özellik yoktur bilginiz olsun. Video : Dijital fotoğraf makinelerinin en ilginç özelliklerinden biri de video çekebilmeleridir. Hafızanızın yettiği miktarda 5 sn ile 1-2 dakika arasında video görüntü kaydedebilirsiniz. Tabi ki birçok makinede bu özellik yoktur ancak var olanlarda şaşırtıcı sonuçlar elde edebilirsiniz. Normal video kameralardan aldığınız kaliteyi yakalayamasanız da bazen fotoğraf çekerken içinizden geçen "keşke bunu hareketli çekebilseydim" düşüncesini artık rahatlıkla gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Ses : Bazı kameralar çektiğiniz fotoğraflara ses eklenmesi olanağı tanırlar. Örneğin bir resmi çeker ve ardından birkaç saniye şu resmi şurada şununla çektim diye sesli notlar bırakabilirsiniz. Bazı kameraların video çekmelerine rağmen ses kaydetmeyebileceklerini sakın unutmayın! Panorama Modu : Makineyi tripod kullanarak olduğu yerde çevirir ve bir manzaranın birbirini takip eden fotoğraflarını çekersiniz. Daha sonra bunları bilgisayarınızda birleştirerek mükemmel fotoğraflar elde edersiniz. Ancak makinenizde panorama modu yoksa bunu yapmanız çok zordur. Çünkü bir önceki resim ile aynı renk-ışık değerlerinin hiç değişmeden bir sonraki için de kullanılması gerekir ve panorama modu bunu kendisi yapar. Bazılarında bir önceki resim de ekranda gözükür ve size bir sonrakini çekerken yardımcı olur. Hızlı Çekim (Burst Mode): Daha önce bahsettiğimiz gibi dijital kamera teknolojisi bazı elektronik kısıtlamalarından ötürü motorlu makineler gibi art arda çekim yapamazlar. Sadece bazılarında birkaç tane birden fotoğraf çekilmesi imkanı tanınır. Burst (Continuous) Mode denen bu özelliği kullanan makineler saniyede 3-5 civarı fotoğrafı birbirini takip eden şekilde çekerler ancak devam edemezler. Hızlı gelişen olayları görüntü kaybetmeden çekmek için önemli bir özelliktir ancak pek kolay bulamayabilirsiniz. Zamanlayıcı/Uzaktan Kumanda : Neredeyse tüm dijital kameralarda zamanlayıcı özelliği vardır. Kendi kendinizi çekmeniz gerektiğinde bunu ayarlar ve kamera karşısına geçersiniz. Ancak uzaktan kumanda çok az bulunur. Bazıları kabloludur bazıları ise televizyon uzaktan kumandası gibi kablosuz çalışır. Hem kendinizi hem de yanına yaklaşamadığınız bazı şeyleri çekmeniz için kullanılabilir. Örneğin doğadaki vahşi bir hayvan gibi. Efektler : Birçok kamerada oldukça basit efektler vardır. Siyah Beyaz, Negatif, Eskitme gibi zaten bilgisayarda programlar ile kolayca yapabileceğiniz efektlerin bazıları fotoğrafı çektiğiniz anda uygulanır. Bunların hem sayısı azdır hem de dediğimiz gibi bilgisayarda da kolayca uygulayabileceğiniz için çok önemli değillerdir. Yazılımlar ve Uyumluluk : Pahalı dijital fotoğraf makineleri yanlarında oldukça güçlü fotoğraf işleme, arşivleme yazılımlarıyla beraber gelirler. Yani verdiğiniz paranın bir kısmı da bu yazılımlara gitmektedir. İşin ilginç tarafı internetten ya da dergilerin yanlarında verdiği CD'lerden elde edebileceğiniz bazı shareware/freeware yazılımlar bunlardan daha kuvvetlidirler. Bu yüzden sizin için bir seçim kriteri olmasa da, kullanım hakları tamamen size ait olan bir yazılıma sahip olmak da kötü bir şey değil. Uyumluluk ise daha çok işletim sistemleriyle alakalı bir konu. Yeni işletim sistemleri nispeten daha eski dijital kamera sürücüleriyle uyumsuz çalışabiliyor. Örneğin Windows XP çıktıktan sonra birçok donanım, hazır sürücüleri olmadığı için bu işletim sistemi ile kullanılamaz hale geldiler. Eğer yeni bir işletim sistemi kullanıyorsanız satın alırken bu konuya dikkat etmenizde fayda var. Yeni sürücülerin ürünle beraber verildiğinden ya da kolayca bulabileceğinizden emin olmalısınız.
YAZININ TAMAMI ÖNEMLİ ÖZELLİKLER (Buradasınız) TEKNİK ÖZELLİKLER (Terimler)
© 2002 www.1de1.com |